Müzisyen Çocuk Melek

Müzisyen Çocuk Melek

Müzisyen Çocuk Melek

Bu nur yüzlü çocuk melek tablosu 1605 yılından beri Uffizi müzesinin Tribuna isimli 18 numaralı salonunda ziyaretçileri ağırlıyor. Bu tablo uzun bir süre bir panonun parçası olduğu varsayıldı. Ancak son zamanlarda özellikle 2000 yılındaki ciddi restorasyondan esnasında kullanılan reflekrographi (sanat tarihçilerinin üst yüzenin altındaki yüzeyleri araştırdıkları bir yöntem) sayesinde bir altar panosunun parçası olabileceği iddia ediliyor. ama elbette konumuz bu değil.

Bu masum, nur yüzlü meleğin sessizlik içerisinde çaldığı enstrüman. Biraz merak ile birazda hüzün var vücut dilinde. Çaldığı enstrüman ise bir lavta (İngilizcesi lute / Fransızcası ise luth). Mızrapla çalınan, uttan küçük olan bu telli çalgı Avrupa’nın 16. ve 17. yüzyıllarında yapılan müziklerde ciddi bir öneme sahipti. Pek çok besteci bu enstrüman üzerine müzik bestelerken, Vasari’ye göre zehir ile intihar ettiği söylenen Rosso Fiorentino’nun “Musical Cherub” yani Müzisyen Çocuk Melek adlı bu 1521 tarihli tablosunda olduğu gibi pek çok ressamda müzik temalı tablolarında bu enstrümanı resmetti.

Tablodan anlaşılacağı üzere çocuk melek lavtayı çalmasını biliyor. Enstrümana olan samimi sahiplenişi aslında bir tutkuyu ve ağıtı yansıtıyor. Ressam burada bizlere ritimsel bir ağıtı karanlığın içerisinden çıkartılan bir aydınlık olarak sunuyor. Gövdesi, ortadan dikine kesilmiş bir armudu andıran bu çalgı aleti genellikle köknar ağacından yapılır. Burada gördüğümüz lavta orijinali ikişerden altı telli olan lavtanın farklı bir üretimi. Sapı genişletilmiş olan bu lavta, kulağına ikinci bir kulak eklenerek çok telli bir çalgı aleti haline getirilmiş. Bu tür lavtaların archiluth, tiorba veya chittarrone gibi isimleri vardı. Sümerliler’den beri var olan bu enstrüman zaman içerisinde Arapların eline geçti ve onlar sayesinde geliştirildi. Bu süreç içerisinde yine Araplar sayesinde Avrupa’ya taşındı. Avrupa’da 2-3 yüzyıl varlık gösterdikten sonra ne yazık ki yavaş yavaş müzisyenlerin gözünden düştü ve önemini yitirdi. Bir dönem Türk müziğinde de görülen bu enstrüman en çok Monteverdi’nin Orfeo’su, Handel’in Athalie ve Esther, Dowlan’ın Aryalar ve Bach’ın Lut için parçalar isimli eserlerinde yaşıyor. Ne yazık ki artık günümüzde pek kullanılmıyor.