Afrika Çağırıyor, Live 8 at Eden

Müzik tarihi, Live 8’i, 2 Temmuz 2005’de dünyanın farklı köşelerinde yapılan ve sayısız “ünlü” sanatçının katıldığı bir konser zinciri olarak yazdı. Maalesef Live 8 Afrika’nın kaderini değiştiren bir organizasyonun aksine, bunu düzeltmek için sarf edilen bir müzik etkinliğinden öteye gidemedi. Amacım burada politika yapıp Live 8’in neler başarıp neler başaramadığını yazmak değil, aksine Live 8 konserleri kapsamında gerçekleştirilen “Africa Calling” (Afrika Çağırıyor) konserini ele almak.

Bob Geldof Live 8 konserlerini ilk duyurduğunda tamamıyla Afrika için organize edilen bir konser zincirinde, Senegalli Youssou N’Dour haricinde başka Afrikalı sanatçı adının geçmemesi oldukça yadırgandı. Bob Geldof, “Zenci ve Afrikalı sanatçılar nerede?” sorusuna, “amacımız günümüzdeki en meşhur ve ses getirebilecek sanatçıları bir araya toplayıp, İskoçya’da masaya oturacak G8’in karşısında kuvvetli bir yumruk olmaktı” şeklinde cevap vermişti. Pekâlâ, o zaman neden Afrika’nın en meşhur sanatçıları (ki bu liste oldukça uzundur) batılı meslektaşları ile kendi kıtaları için omuz omuza veremedi. Oysa bir ideolojiye bile sahip olmayan, sadece menajerleri ve müzik şirketlerinin baskısı ile orada olan sayısız sözde “meşhur” sanatçı bu konserde sahne aldı. Önemsememek, ihmalkârlık, ayrımcılık gibi çok şey akla geliyor ne yazık ki ve bu, Live 8 gibi kutsal bir amacı olan organizasyona gölge düşürüyor. Eksikliği fark eden organizatörler, zararın neresinden dönersek kardır zihniyeti ile İngiltere’nin güney batısında yer alan Cornwall şehrinde sadece Afrikalı sanatçıları kapsayan alternatif bir konser düzenledi.

“Live 8 At Eden (Africa Calling)” adı verilen bu konser tüm güzelliğine rağmen yine arka planda kaldı. Hangimiz 2 Temmuz 2005 televizyon başında otururken bu konserden görüntüler görebildik? Oysa bu konserde Londra Hyde Park’taki konser ile aynı zamanda başlamıştı. Bazı anlamsız konuşmalar gözümüze sokulurken, sahnede edilen küfürler alkışlanırken, kendi kıtası için ter döken Afrikalı sanatçıları göremedik. Çoğumuzun belki sonradan bu konser hakkında haberi oldu, belki bazılarımız bu yazı ile öğreniyor. Ne mutlu ki konser tamamıyla göz ardı edilmedi ve geçtiğimiz günlerde Realword etiketi ile CD ve DVD formatında piyasaya sürüldü. Böylece o gece kaçırdığımız konserin en azından keyfine evimizde varabileceğiz. Bilmediğimiz, duymadığımız Afrikalı sanatçıları ve onların derin müziğini ile gecikmeli olsa da tanışmış olacağız.

Peter Gabriel’in kurucusu olduğu WOMAD (World Of Music Art & Dance) ortaklığı ile gerçekleşen konserin sunuculuğu, 25 yıldan beri kendisini dünya müziği tanıtımına adayan sanatçının kendisi tarafından yapıldı. Peter Gabriel’a göre bu konser dengeyi sağlamak ve Afrikalı müzisyenlerin seslerini duyurmak için bir fırsat, yine de ayrı bir organizasyon olarak düzenlenmesi yüz buruşturucu.

Ülkemizde EMI/Kent etiketi ile satışa çıkan “Live 8 At Eden (Africa Calling)” CD’si söz konusu gecenin en başarılı performanslarını bir araya toplandığı 18 parçadan oluşuyor. Afrika kıtasının en meşhur müzisyenlerinin eserlerini bir araya toplayan albüm, bir saatin üzerinde müzik keyfi sunuyor. Özellikle dünya müziğine ilgisi olan müzikseverlerin sahip olması gereken bir çalışma. Albümde kimler yok ki; Senegalli Youssou N’Dour, Beninli Angélique Kidjo, Mozambikli Mariza, Malili Tinariwen, Ugandalı Geoffrey Oryema Sudanlı Emmanuel Jal, Somalili Maryam Mursal vb… Her müzisyenin yöresel enstrümanları ve kıyafetleri ile çıktığı konser, tam anlamıyla görsel bir Afrika belgeseli gibi. Aşina olmadığımız Afrika müziğin farklı tüm renklerini ve zenginliğini yansıtan albüm, kıtanın müzik coşkusunu ve ruhunu zevkimize sunuyor. Farklı dillerde söylenen farklı ritimler, uzaklardaki diyarların aslında ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.