Ben B-Film Seyrediyorum ve Seviyorum

invasion-of-the-body-snatchers

invasion-of-the-body-snatchers

Bugün güzel ve biraz konumuzun dışında bir yazı ile paylaşım yapmak istedim…

“Her zaman arabaya binmeden önce arka koltukta biri olup olmadığını kontrol et. Kötü adamlar her zaman ilk atışta kahramanı vuramaz ama kahraman karşısındaki kötü adamı havaya ateş etse bile ilk atışta vurur. Asla konuşan veya yürüyen oyuncak alma, zira er yâda geç kötü bir ruh tarafından istila edilecektir eğer hâlihazırda istila edilmemişse. Eğer bir zombi ordusu etrafın sardıysa, kıyafetlerinin üzerine ölü zombi artıkları sür ki zombiler kokunu almasınlar ve asla koşma, yürü zira zombiler koşmaz!  Bir seyahatte asla ekipten ayrılma veya Allah’ın unuttuğu yerde bir otelde kalma, giriş yapmak mümkün ama çıkış biraz şüpheli. Antika dükkânlarına pek yaklaşma zira içinde satılan her şeyde bir bokluk olabilir. Sana doğru bir vampir veya sülük şeklinde bir uzaylı yaklaşırken çığlık atmakla zaman harcama ve tabanları yağla. Asla ilginç kuytu yerleri, garip sesleri hatta kokuları inceleme zira gittiğin yerden geri gelmeme olasılığın çok yüksek, ne demişler merak kediyi öldürür. Bir sıkıntı olursa asla polisi arama çünkü sana inanmayacaklar, inansalar bile en çömez polisi yollayacaklar ki o da ilk fırsatta kendini öldürtecek, sen yine tek başına kalacaksın. Kesinlikle 13. Cuma günü pek dışarı çıkma, kilitle kapıları ve kal evinde, ne işin var dışarıda?! Asla koca karı korku hikâyeleri ile dalga geçme, unutma bir gün bu hikâyeler senin hayatını kurtarabilir veya tek yön biletini kesebilir. Eğer bir sapığı öldürürsen meraklanıp tekrar kontrol etme, bas git oradan, kontrolü başkaları yapsın, biliyorsun ki bir sapık asla ilk hamlede ölmez. Asla içki içme, ot kullanma, seks yapma ve Heavy Metal dinleme ancak böyle canavar tarafından öldürülmekten kurtulabilirsin.  Eğer kolsuz veya bacaksız bir özürlüysen ve üzerine doğru kötülükler yavaş yavaş yaklaşıyorsa hiç endişe etme, eksik olan organının yerine bir elektrikli testere veya makineli tüfek yerleştir gerisini düşünme. Eğer bıçaklı bir sapık tarafından kovalanıyorsan araban ne kadar yeni olursa olsun çalışmayacağını öngör ve binme ona…”

Ve bu senaryo listesi uzar uzar uzar gider. Eminin yüzünüzde bir garip sırıtma belirdi. Peki, ne bunlar? Bir öngörü mü? Bir kullanma kılavuzu mu? Aslında hepsi, zira konumuz B-filmler ve içerdikleri kavramsal saçmalıklar ve algılamalar. Hemen belirteyim saçmalık dediğime bakmayın bu filmler yeri geldiğinde birçoğumuzun ödünü bokuna karıştırmıştır.

Peki, nedir B-Filmler? Her ne kadar birçok farklı sürüm olsa bile bu tanımın tek bir teknik açıklaması var: kalite düşünülüp, ciddi emek verilen, bir noktada bizlere dokunan yandan yemiş filmler. Tamam, daha açıklayıcı olayım, B-filmler düşük bütçeli bir formüle büründürülen çalışmalar. Ağırlıkta korku, bilimkurgu, gerilim, western ve gangster film tarzlarında iz süren bir sanattır B-filmleri. Eğer 50’li yıllarda yapılan bir bilimkurgu filmi veya sabah çocuk programlarında gördüğünüz ahmak bir canavarın öldürme dürtüleriyle başrollerde oynadığı bir film izlediyseniz bu büyük olasılıkla bir B-filmidir. Düşük bütçeli, sabit ifadelerden oluşan, gelmiş geçmiş en dandik rollerden  ve en anlamsız diyaloglardan (bazı porno filmleri bile daha iyi) oluşan bu filmler zaman içerisinde dalga unsuru olmaktan çıkıp bir kült mertebesine erişti.  Hollywood prototiplerin, iyi bir film için ona para gömmen lazım, görüşleri birçok B-film tarafında birçok kez altüst edildi. Parasız pulsuz, teknolojiden nasibini almamış bazı B-filmler hala birçok Hollywood filmine yüz basar ve bir o kadarda o boyutta sahip çıkılıp onurlandırılır. İşte tam bu kavram B-filmlerinin özel filmler olduğu psikolojisini topluma yerleştirdi. B-film yönetmenleri mikro bütçelerle sinema tarihine geçen harika filmler üretti. Bunlar güzel filmlerdi çünkü iyi aktörlük, iyi senaryo veya özel efektleri mi içeriyordu? Asla! Bu filmler tarihe geçti, zira toplumda, her birimiz de özel bir yere dokundu, samimiyeti ile bizleri büyüledi, içimizde asla yok olmayan ama hep yok olduğu iddia edilen çocuğu çıkarttı, onu şımarttı ve işte bu filmler uzun yıllar hep bizle birlikte oldu. Çoğu zaman adını, hatta konusunu bile hatırlamadığımız bu sanat eserleri ruhumuza işlendi. Hala birçoğumuz yakın çevremize çocukluğumuzda izlediğimiz bir filmin karelerini anlatıp adını bulmaya çalışmıyor mu? Birçok detay unutulsa bile bazı şeyler asla kaybolmuyor beyin damarlarımızda.

Bu filmlerin düşük bütçeli olmaları aynı zamanda da kullanılan müziklere de yansımakta. Burada fazla bu konuya değinmek istemiyorum ama bazı B-filmlerinde kullanılan müzikler bile kendi içlerinde birer şaheser niteliğinde. Veya bazı durumlarda hayatınızda böyle komik bir müzik duymamış bile olabilirsiniz.

Vizyonsuz bir kitle tarafından her zaman yerle bir edilen B-filmler aslında bir evrimin vazgeçilmez parçası. Günümüzde ulaşılabilirliğin çok kolay olduğu düşünülürse bu filmleri çocuklarımızla paylaşıp bir sonraki jenerasyona aktarmamız ise boynumuzun borcu. Ama bunu yaparken de bu tarzın hakkını veren filmler ile yapmak lazım zira her kulvarda olduğu gibi bu kulvarında hatta özellikle bu kulvarda kale bile alınmayacak örnekler var. Ama bu başka bir zamana ait başka bir konu. Kısacası Ben B-Film Seyrediyorum ve Seviyorum …

 Yeni Başlayanlar için Kaçırılmaması gerekenler:

  • “The Angry Red Planet”
  • “The Blob”
  • “Plan 9 From Outer Space”
  • “Night of the Ghouls”
  • “Glen or Glenda?”
  •  “Basket Case”
  • “Them”
  • “It!The Terror From beyond Space”
  • “Invasion of the Body Snatchers”
  • “The Day The Earth Stood Still”