Björk: Sessel Kaşifin Yeni Dönüşümü

Cüretkâr ve baş döndürücü bir ortamda Björk kişisel müsamahası ile karşımıza altıncı albümü “Volta” ile çıkıyor. Kışkırtıcı, toparlayıcı ve yenileyici bir yapıya sahip olan albüm, dinleyenin kulaklarında evrensel bir tokat gibi patlıyor. İzlanda’nın yenilikçi ve öncü sanatçısı Björk, albüm boyunca koşuşturan, gıpta edilen bir müziksel işbirliğine girmiş. Topkapı Müzik etiketi ile raflarda yerini alan “Volta”, içerdiği enerji patlaması ile satın aldığınız andan itibaren sizi sarmalıyor.

Bir kez daha olası uç noktalar arasında armoniyi yakalayıp çıkartan sanatçı nefes kesen bir simya yaratmış. “Volta”da Björk son çalışmalarına kıyasla düşünceli, hassas ancak kuvvetli, ulaşılabilir ve cesur. “Medulla” ve “Drawing Restraint 9” gibi albümlerinin giriftliği ve karmaşıklığı müzikseverlerin aklında Björk’ün artık başka bir melodik yörüngeye girdiği izlenimini yarattı. Direk ulaşılabilir müziği bir tarafa bırakıp, karmaşık müzik labirentine giren sanatçı, bu hedefinde hatırı sayılır takipçisini de kaybetmedi değil ancak kendisine tutkuyla bağlı olanlar bir şekilde açıklığa ulaşmayı başardı. “Volta” albümünde sanatçı oyuncaklı, esprili, haylaz ve akılcı melodilerine daha olgun bir şekilde geri dönüş yapıyor. Tüm melodi silindirlerini doğru konumlara yerleştiren sanatçı, geleneksel parça yapısının sınırlarında dönerken aynı zamanda araya serpiştirdiği yeni içeriklerle yerinde saymayıp ileriye atılımını sürdürüyor.

Björk beklide popülerliği maceraperestlik ile harmanlamasını inanılır bir biçimde beceren şu anki müzik dünyasındaki tek örnek. Hangi sanatçı elektronik, dünya, samimi, öncü, sofistike ve popüler müzik kulvarlarına kritikler tarafından bu kadar yakıştırılabiliyor? Bahsettiğimiz sanatçı son yirmi yılın en başarılı stüdyo sanatçısı. Albümleri sadece tematik olarak rabıtalı olmayıp, adeta çok geniş müşterek stilleri ve sesleri dokuyan geniş bir müziksel peyzaj. “Volta” belki tematik kavramın biraz dışına çıksa bile, melodi paleti bakımından sanatçının hiçbir çalışmasında olmadığı kadar keskin bir atılım içerisinde. Björk hiç kuşkusuz bu çalışması ile çok geniş bir spektruma kucak açıyor.

“Volta” geniş müzik işbirliğinin haricinde, yangın çıkartan sözler, yeni keşfedilmiş tınılar, dans pistini sarsan dövünmeler ve açıkçası Björk’ün canı ne çektiyse içeren bir çalışma. On kadından oluşan İzlandalı nefesliler ekibinden, Pagan vurmalı çalgı melodilerine, Kongo’nun perküsyon ustası Konono No. 1 ekibinden, prodüktör koltuğundan çok müziğin içinde var olan Timbaland’a ve Mali’nin kora virtüözü Toumani Diabate’ye kadar “Volta”da yok yok, hatta daha fazlası var.

“Volta”nın açılış parçası aynı zamanda ilk 45’lik olan ‘Earth Intruders’ kulaklarımıza törensel bir eda ile marş ediyor. ‘Karmaşık! Katliam’ diye haykıran Björk bu protesto parçası ile adeta son albümlerindeki fısıltılarının intikamını alıyor. ‘Wanderlust’ ilk parçanın aksine dinleyeni bir şok etkisiyle duygusallık diyarına frenliyor. Borazanları, drum’n’bass ritimleri ve kuluçkaya yatmış melodisi ile ‘The Anchor Song’un daha içine kapanık ve dalgın versiyonunu sergiliyor. Bu iki parça “Volta”nın bir sarkaç gibi melodik ve ruhsal hal arasında gidip gelen yapısını genel hatları ile belirliyor. Parçalar arasındaki geçişler ise yeni keşfedilmiş sesler, martı ağlamaları, akan su sesi, korna ve nefesli çalgılar ile yumuşak bir şekilde sağlanıyor. Björk sükûnetle Asya ve Afrika ovalarında kabilesel ortamlarda süzülüyor.

Antony and the Johnsons’dan bildiğimiz Antony Hegarty (ki kendisi zaman zaman erkek Björk olarak da lanse ediliyor) eşsiz sesini ‘The Dull Fame Of Desire’ parçasında Björk’e ödünç veriyor. Ortaya çıkan epik çalışma, arka planda yükselen bateri vuruşları ile albümün en iyileri arasında ve uzun zaman peşinizi bırakmayacak nitelikte. ‘Innocence’ Björk’ün ağlamaları ve haykırışları ile işlenmiş bir ses yelpazesi. ‘I See Who You Are’ ve ‘Hope’ parçaları ise sırasıyla Çin’in Pipa kralı Min Xiao-Fen ve Mali’nin Kora ilahı Toumani Diabaté’nin katkısı ile tam bir Dünya Müziği harmanlaması. Her ne kadar enstrümanların etkisi olması gerektiği kadar ön plana çıkmasa bile, geleneksellik ile modernliğin evliliği nefes kesici boyutta. Punk’ın elektronikleşme çabasının güzel bir yansıması olan ‘Declare Independence’ ise tam bir savaş çığlığı. “Volta” Björk’ün oğlu Sindri’ye adanmış olan, yine Antony Hegarty’nin kusursuz sesi ile süslenen, nispeten bir önceki düete kıyasla daha sakin olan ‘My Juvenille’ şükran nidası ile perdesini kapatıyor.

“Volta” sanatçının 90’lardaki pop titreşim temalı çalışmaları ile 21. y.y.’daki deneysel çalışmaları arasında bir köprü kuran denge. Her ne kadar ilk dinlenince bir müziksel karmaşa izlenimi verse bile “Volta”, Björk’ün “Homogenic” albümünden sonra en kolay yakınlaşabilir ve kucaklanabilir çalışması. Björk’ün en başarılı yansıması olan “Volta” aynı zamanda en gelişmiş ve olgunlaşmış yavrusu. Sıcaklığın otoritesinde geçen bu aylara serinlik üfleyen, kesinlikle kaçırılmaması gereken bir çalışma…