Değerlendirme

The Twilight Sad

The Twilight Sad

Bir albümü iyi yapan unsur; sürekli medyada okuduğumuz bol bol “olumlu” pazarlama haberleri, abartılı satış grafikleri veya bir medyatik kişiliğin bu albüm “güzel” demesi, değil! Değerlendirme skalası böyle olmamalı, en azından benimkisi böyle asla olmadı.

Benim için bir albümün iyi olması, içerisinde yer alan parçaların ne kadar çok farklı ruha hitap etmesi üzerine endeksli. Elbette bunu ölçebilen bir değer mekanizması hala üretilmiş değil, ama bunu tartmak o kadar da zor değil.

Bir albümü ele alalım, içerisinde dokuz parça olsun. Sürekli görüştüğünüz arkadaşlarınız, sosyal medyada takip ettiğiniz kişilerin yaptıkları yorumdan o albüm hakkında biraz da olsun fikir sahibi olabilirsiniz. Elbette ilk ve mutlak çıkış noktası sizin kendi müzik ruhunuz. Eğer siz beğenmezseniz zaten kim size doğru bir söz-kelam savursa anlam ifade etmez.

Ancak, beğendiğinizi varsayalım. O zaman algı istasyonlarınızı da açıyorsunuz ve bu albüm hakkında başka kim ne yazmış ona bakmaya başlıyorsunuz. Söz konusu albümde siz 2 parçayı yıpratırcasına dinlerken, bir başka ruhun aynı albümde farklı parçalara aynı muameleyi çektiğini görünce heyecanlanıyorsunuz. Sonra bir başka ruh ve bir başkası…

İşte o zaman bu albümde bir şey var demeye başlıyorsunuz. Bu benim için “iyi albüm” kıyaslama değerlendirmelerinin arasında yer alan bir unsur ve önemli bir paydaya sahip.

Örnek vermek gerekirse; son dönemlerde The Twilight Sad’in “No One Can Ever Know” adlı albümün dinliyorum. İçerisinde yer alan ‘Alphabet’ ve ‘Sick’ parçalarını evire çevire döndürüyorum. Tam kendimi kaptırmışken, bir bakıyorum farklı müzik patikalarında dolaşan yakın arkadaşım ‘Nil’ parçasına hatim indiriyor, sonra bir başkası ‘Dead City’ ve ‘Kill It In The Morning’ parçalarına tapınıyor. İşte bu benim için bir kıstas, göz ardı edemeyeceğim mertebede.