Fazıl Say’ın yeni albümü Yeni Şarkılar

Say-YeniSarkilar-Kapak

Say-YeniSarkilar-Kapak

Fazıl Say’ın yeni albümü “Yeni Şarkılar” Ada Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Say, “Yeni Şarkılar” albümünde Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Nâzım Hikmet ve Ömer Hayyam’ın şiirlerine yer veriyor.

2013’de sanatseverler tarafından büyük ilgi gören “İlk Şarkılar” albümü ile ünlü şairlerin eserlerini Serenad Bağcan yorumu ile bir araya getiren Say, “Yeni Şarkılar” albümündeki eserlere de Bağcan’ın güçlü yorumuyla hayat veriyor. Bir devam niteliği taşıyan bu albümde Serenad Bağcan vokal solist olarak yer alıyor. Deneysel öğelerin yer aldığı ve farklı disiplinlerin buluştuğu bir albüm olan “Yeni Şarkılar”da Edip Cansever’in “Şey Şey Şey ve Şeylerden”, Turgut Uyar’ın “Göğe Bakma Durağı”, Cemal Süreya’nın “Bu Bizimki”, Nâzım Hikmet’in “Masalların Masalı” ve Ömer Hayyam’ın “Ey Kör” adlı şiirleri yer alıyor. Enka Vakfı’nın desteği ile gerçekleştirilen albüm, şiir ve müziği tekrar bir araya getiriyor.

Fazıl Say’ın bestecilik anlayışı ile birlikte yeni bir boyut kazanan bu değerli şiirler, çok sesli bir koro ve zengin enstrüman yapısı ile bestecinin ikinci şarkı albümü olarak kariyerinde yer buluyor. “İlk Şarkılar” projesinin devam albümünü yayınlamak istediğini daha önce de belirten Fazıl Say, bu amacını yerine getirerek önsöz yazısıyla bu çalışmanın kendisi için taşıdığı özel anlamı da dinleyicilerle paylaşıyor.

Babajim stüdyolarında, Pieter Snapper önderliğinde kayıtları gerçekleştirilen albüm zengin enstrüman yapısı, özel kayıt teknikleri ve düzenlemeleri ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Serenad Bağcan, Cihat Aşkın, Carolina Eyck, Çağatay Akyol, Aykut Köselerli, Derya Türkan, Burcu Karadağ, Hakan Güngör, Okan Ersan, Eylem Pelit, Bahar Büyükgönenç, Evrim Baştaş, Dorukhan Doruk, Gözdem Şele, Elif Yurdakul Baykurt, Seyit Mas, Ecesu Sertesen, Sertan Sancar ve Mert Kutluğ’un yer aldığı geniş sanatçı kadrosu ile zengin bir enstrüman kaydı oluşturulan “Yeni Şarkılar”da eserlere Burcu Durmaz, Sinem Akar, Nihan Oral, Gonca Gürses Van Herpen, Dilara Günaydın, Aybüke Eryiğit, Senem Demircioğlu, Seda Kırankaya, Eda Erdaş, Zeynep Halvaşi, Güvenç Dağüstün, Ozan Kutlar, Çağdaş Bektaş ve Hakan Çiftçioğlu’ndan oluşan koro eşlik ediyor.

Fazıl Say’ın Önsözü:

HEPİMİZİN ŞARKILARI

“İlk Şarkılar”dan bir yıl sonra bu sefer son bestelerimin yer aldığı “Yeni Şarkılar” ile buluşuyoruz; benim için büyük mutluluk, büyük heyecan.

Bu şarkılar deneyseldir, yenidir, farklıdır elbet. Ama emin olun ki “hepimizin” şarkılarıdır ve hayatımda en çok emek ve vakit harcadığım çalışmalarımdan biridir. Sonuçta, ulaşmak istediğim nokta, “sadelik”, “güzellik” ve “samimiyet”dir, kendime ulaşmaktır, bizleri anlatmaktır. Biz insanları…
Her şarkının “kendi dünyası”, “kendi uygarlığı” olsun istedim. Müzikal açıdan hiç denenmemiş şeyleri tatmak istedim. Her şarkı bir “kısa film” gibi olsun istedim. O “hayaller”den biraz bahsetmek isterim.

EDİP CANSEVER şarkımda, bir deniz kızı getirir bize “aşk”ı…

Türk enstrümanları ve batı enstrümanları doğal bir birliktelik içindedirler. Bir “Kemençe” Keman ile Viyolonsel arasında sürekli melodi taşır. “Ney” “10 sesli” olmuştur.

Evet, denizden çıkan bir şarkıdır; ama bu -uzun- 10 dakikalık şarkımın sonunda sanki bir başka gezegendeki  bir başka denizin kenarındayızdır! Theremin, Daxophone, ve Waterphone gibi “yeni” enstrümanların yardımı ile hiç duymadığınız ilginç “aşk” diyaloglarını hayal etmek uğruna…

TURGUT UYAR’ın efsanevi -aldatılma ve sevdiğine yakarış- şiiri “Göğe Bakma Durağı”nda, “dünya dışı bir varlık, bir Venüs kadınının sesi gibi” olan Theremin enstrümanı, bu sefer, Turgut Uyar’ın şiirinde seslendiği kadınını tarif etmek ister. Kimi yerleri “çığlık çığlığa” sertleşen üsluptaki bu şarkı, gittikçe radikalleşen bir travmaya doğru yol almaktadır. Şarkının sonunda herkes bu şiiri okumaktadır aynı anda.

Kim bu şiirde anlatılan hisleri yaşamamıştır ki? Ve hepimiz aslında yalnız değil miyiz? Şarkının sonundaki gibi…

CEMAL SÜREYA şarkısında ise, “yıkıcı”, “hain”, “yasa dışı” bir aşkı anlatıyoruz.

Yine pek çok vokal solistin katılımı ile bu şarkımın bazı yerleri bir opera sahnesine dönüşebiliyor. Cemal Süreya’nın cümleleri, yine hepimizin anıları, hisleri değil midir?

NAZIM HİKMET’in olağanüstü derin “Masalların Masalı”, bu şarkıda bir dere kenarında akar gibidir. Bu şiiri çalgılar ile resimlemek istedim. Şöyle ki: “Su” (Arp),”Çınar” (Blokflüt), “Su Başında” (Kemanlar), “Kedi” (Kanun) “Güneş” (22 sesli Ney akorları)”Ömrümüz” (Theremin), “Suyun şavkı”(Vibraton sesleri), “Suyun Sureti” (Uzaklaşan eko sesler) gibi… Nazım’ın en sevdiğim şiirlerinden biridir.

Coşkulu ve tepkili HAYYAM şarkımda ise, Piyano, Ramazan davulu, Kudüm, Rock Gitarları “Klasik Koro” ile adını henüz bilmediğim bir müzik stiline doğru yolculuk başlar benim için.

Belki de o “müzik stili”nin adı lazım değil, kendi müziğim olması yeterlidir.

Şarkılarımı, vokal solist olarak yine güçlü yorumcu Serenad Bağcan’a emanet ettim. Bunun yanında 30’dan fazla çok değerli sanatçının katılımı ve müthiş bir stüdyo çalışması ile bu kaydı gerçekleştirdik.

“Yeni Şarkılar”ı iyi dinlemeler.

Hepinize saygıyla, sevgiyle, içtenlikle…

Fazıl Say, Yeni Şarkılar

I – Edip Cansever, “Şey şey şey ve şeylerden”

II – Turgut Uyar, “Göğe Bakma Durağı”

III – Cemal Süreya, “Bu Bizimki”

IV – Nâzım Hikmet, “Masalların Masalı”

V – Ömer Hayyam, “Ey Kör”

Müzisyenler

  • Serenad Bağcan, Vokal Solist
  • Fazıl Say, Piyano
  • Cihat Aşkın, Keman Solist
  • Carolina Eyck, Teremin
  • Çağatay Akyol, Arp, Bas Blokflüt
  • Aykut Köselerli, Vurmasazlar
  • Derya Türkan, Kemençe
  • Burcu Karadağ, Ney
  • Hakan Güngör, Kanun
  • Okan Ersan, Elektro Gitar
  • Eylem Pelit, Bas Gitar

Yaylı Sazlar

  • Bahar Büyükgönenç, Keman
  • Evrim Baştaş, Viyola
  • Dorukhan Doruk, Viyolonsel
  • Gözdem Şele, Kontrbas

Vokal Solistler

  • Burcu Durmaz, Soprano
  • Sinem Akar Soprano
  • Nihan Oral, Soprano
  • Gonca Gürses Van Herpen, Soprano
  • Dilara Günaydın, Soprano
  • Aybüke Eryiğit , Soprano
  • Senem Demircioğlu , Mezzo Soprano
  • Seda Kırankaya, Mezzo Soprano
  • Eda Erdaş , Alto
  • Zeynep Halvaşi, Alto
  • Güvenç Dağüstün, Bariton
  • Ozan Kutlar , Bariton
  • Çağdaş Bektaş, Bas
  • Hakan Çiftçioğlu, Bas
  • Nefesli Sazlar
  •  İstanbul Wind Ensemble
  • Elif Yurdakul Baykurt, Flüt
  • Seyit Mas, Obua
  • Ecesu Sertesen, Klarinet
  • Sertan Sancar, Korno
  • Mert Kutluğ, Fagot
Fazıl Say (c)MarcoBorggreve

Fazıl Say (c)MarcoBorggreve

Fazıl Say

Beste yapmak, her zaman bir doğaçlama biçimidir: fikirler, müzik parçaları ve hayali şekillerle. Besteci ve piyanist Fazıl Say’ın sanatsal rotası ve dünya görüşü de iste bu açıdan yorumlanmalıdır. Bir besteci olarak öz-algısının temelini oluşturan estetik bakış̧ açısı da, Cortot’un öğrencisi Mithat Fenmen ile piyano dersleri sırasında aşinalık kazandığı bu özgür formlardan gelir. Fazıl Say, yirmibeş yılı aşkın bir süredir, giderek daha materyalistleşen ve daha karmaşık şekilde yapılanan klasik müzik dünyasında eşine ender rastlanan bir şekilde hem dinleyiciler hem de eleştirmenlere dokunmaktadır. Bu sanatçıyla gerçekleşen konserler bambaşkadır. Çok daha direkt, daha açık, daha heyecan vericidirler; kısacası, doğrudan kalbe ulaşırlar. Aynı şey, besteleri için de söylenebilir.

Fazıl Say ilk eserini – bir piyano sonatı – henüz 1984 yılında, on dört yaşında, memleketi Ankara’da konservatuvar öğrencisiyken bestelemiştir. Gelişiminin bu erken aşamasında bestesini, keman ve piyano için “Siyah İlahiler / Schwarze Hymnen“ ve bir gitar konçertosu gibi, opus numarası verilmemiş birçok oda müziği eseri izlemiştir. Ardından, kendisine New York’ta Genç Konser Sanatçısı Seçmelerini kazandıran eserlerinden, Nasreddin Hoca’nın Dört Dansı’nı opus 1 olarak kabul etmiştir. Bu eser, özünde onun şahsi tarzının belirgin özelliklerini ortaya koyar: rapsodik, fantezivari bir yapı; çoğu zaman dansa benzer, senkopasyon kullanarak yapılan, değişken bir ritim; sürekli, canlı ve dinamik bir nabız ve kökeni çoğu zaman Türkiye ve komşularının halk müziklerine dayanan melodik fikir zenginliği. Bu açılardan bakılınca Fazıl Say, bir ölçüde Béla Bartók, George Enescu ve György Ligeti gibi, kendi ülkelerinin zengin müzikal folklorü üzerinde ilerleyen bestecilerin geleneğinde yer alır. John Cage ve hazırlanmış piyano eserlerinden aşina olduğumuz teknikleri kullandığı Kara Toprak (1997) adlı piyano eseri ile uluslararası alanda dikkatleri çekmiştir.

Bunun ardından Say, giderek büyük orkestral formlara dönmüştür. Nâzım Hikmet ve Metin Altıok’un şiir (ve biyografilerinden) aldığı ilhamla, solistler, korolar ve orkestra için, özellikle de Nâzım oratoryosunda olduğu üzere, Carl Orff gibi bestecilerin geleneğini sürdüren eserler bestelemiştir. Bu bestelerinde Say, modern Avrupa enstrümanlarının yanı sıra, kendi anavatanı Türkiye’den de kudüm, darbuka ve ney gibi enstrümanları sıklıkla ve özenle kullanmaktadır. Bu ise müziğe, onu kendi türündeki birçok benzer eserden ayıran bir renk katmaktadır. 2007 yılında aynı isimle bilinen ünlü masallardan esinlenen, ancak bir haremdeki yedi kadının kaderini anlatan “Harem’de 1001 Gece„ adlı Keman Konçertosuyla uluslararası arenada tekrar ilgi toplamıştır. Patricia Kopatchinskaja tarafından seslendirilen dünya prömiyerinin ardından bu eser birçok uluslararası konser salonunda seslendirilmiştir. Sanatçı birinci senfonik eseri olan “İstanbul Senfonisi”nin ardından, ikinci ve üçüncü senfonileri “Mezopotamya” ve “Universe” eserlerini tamamlayarak kayıtlarını yayınlamıştır.

Fazıl Say, Konzerthaus Dortmund’ta beş yıl süren misafir sanatçılığının sonunda, 2010 yılında prömiyeri yapılan ilk senfonisi “İstanbul,, ile daha da büyük bir başarıya ulaşmıştır. 2013 yılında Fazıl Say’a üçüncü Echo Klasik Müzik Ödülü’nü kazandıran İstanbul Senfonisi, WDR ve Konzerthaus Dortmund tarafından Ruhr. 2010 kapsamında ortak olarak sipariş edilmiş olup Boğaziçi’ndeki metropole ve milyonlarca sakinine coşkulu ve şiirsel bir hediye niteliği taşır. Aynı yıl, diğer eserlerinin arasında, “Boşanmak„ adlı (atonal prensiplere dayalı) Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve Salzburg Festivali için “Nirvana Yanıyor„ adlı piyano konçertosu ile Mecklenburg-Vorpommern Festivali için bestelenip prömiyeri Gábor Boldoczki tarafından gerçekleştirilen bir Trompet Konçertosu gibi sipariş eserlerin bestelenişine tanık oldu. 2011 yılında Schleswig-Holstein Müzik Festivali tarafından verilen sipariş üstüne Say, Sabine Meyer için İranlı şair Ömer Hayyam’ın hayatı ve eserlerini anlatan bir Klarnet Konçertosu yazmıştır.

2012 Fazıl Say için oldukça üretken ve yoğun bir yıl oldu. Mart ayında Say’ın ney ve orkestra için bestelediği ve Burcu Karadağ’ın solist olarak yer aldığı ‘Hezarfen’ isimli konçertosunun prömiyeri şef Dan Ettinger yönetiminde Mannheim Ulusal Tiyatro Orkestrası Müzik Akademisi’nde gerçekleşti. İstanbul Müzik Festivali tarafından sipariş edilen ve Say’ın ikinci senfonisi olan ‘Mezopotamya Senfonisi’nin ilk performansı ise Haziran ayında Gürer Aykal yönetiminde Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde İstanbul’da yapıldı. Bundan kısa bir süre sonra, Say’ın, bir BBC siparişi olan ‘Dört Şehir’ isimli viyolonsel ve piyano sonatının dünya prömiyeri Nicolas Altstaedt ve José Gallardo tarafından City of London Festivali’nde gerçekleşti. Eylül 2012’de ise, Konzerthaus Dortmund izleyicileri Say’ın, 2011 yılında Alman şair Rainer Maria Rilke’in şiiri üzerine soprano ve piyano için bestelemiş olduğu ‘Panther’ isimli şarkının orkestra ve soprano versiyonunun prömiyerini dinleme fırsatını yakaladı. Son olarak ta ekim ayında Say’ın üçüncü senfonisi olan ‘Universe’ün prömiyer konseri, şef Ivor Bolton yönetiminde ve Salzburg Mozarteum Orkestrası eşliğinde izleyicilerin ayakta alkışlarıyla karşılandı.

2013 yılına geldiğimizde, şef Kristjan Järvi yönetimindeki Gstaad Festival Orkestrası’yla birlikte ‘Su’ isimli piyano konçertosunun prömiyeri ile Say’ın Ferhan ve Ferzan Önder kardeşlere ithaf ettiği ve Arvo Volmer yönetimindeki NDR Radyo Filarmoni’de seslendirilen ‘Gezi Park 1’ isimli piyano konçertosunun yanısıra, soprano Norma Nahoun ve Stuttgart Oda Orkestrası eşliğinde Goethe-Lieder isimli eserin prömiyeri de yapıldı.

2014 yılında ise Viyana Konzerthaus siparişi olan ‘Gezi Park 2’, İKSV İstanbul Müzik Festivali tarafından sipariş edilen ‘Sait Faik’, D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali’nin 10. yıl kutlamaları çerçevesinde bestelenen ‘Hermias – Yunus Sırtındaki Çocuk’, Musikfest Bremen tarafından sipariş edilen ‘Gezi Park 3’ ve şef Andrey Boreyko yönetiminde Birinci Dünya Savaşı 100. yıl anma törenleri kapsamında Belçika Ulusal Orkestrası’nın siparişi olan ‘Overture 1914’ isimli eserlerinin dünya prömiyerleri gerçekleşti.

Fazıl Say’ın eserleri, günümüzün en tanınmış yayıncılarından, Schott of Mainz tarafından tüm dünyaya dağıtılmaktadır.

Serenad Bağcan
Bütün ailesi müzisyen olan sanatçı, çocukluğundan beri müzikle iç içedir. Koro ile bağı, Ankara Çocuk Korosu başlamış, TRT Ankara Radyosu Gençlik Korosu ile devam etmiştir. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu olan Serenad Bağcan, üniversite döneminde de müzik çalışmalarına ara vermeden devam etmiştir. Şu anda profesyonel olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu Alto sanatçısı olarak görev almaktadır. Anadolu Selen Oda Korosu, Orfeon Oda Koroları yurtiçi ve yurtdışında başarılı konserler vermiştir. Kimi zaman solo olarak da yer aldığı bu konserler, izleyici tarafından büyük övgü kazanmıştır.

Koro içerisinde alto grubunda yer almasına rağmen, solo partilere hakim olması, koro önünde zaman zaman solo partileri de seslendirmesini sağlamıştır. Eserleri yorumlarken içselleştirerek icra etmesi, yorumculuğunda ön plana çıkmış bir unsurdur. Uzun yıllar Klasik Batı Müziği tarzında eğitim alarak bu tarz korolarda yer almasına rağmen ailesinin geniş perspektifli müzik yapısından dolayı Türk Halk Müziği eserlerini de oldukça başarılı yorumlamaktadır. Bu iki türü sentezlemesi ile kendine has bir stil yaratmıştır. Müziğin pek çok türünde yazılmış şarkıları icra etmesi sebebiyle repertuvarı geniş bir yelpazeden oluşmaktadır.

Fazıl Say’ın “İlk Şarkılar” albümünde güçlü yorumuyla şiirlere ses veren ve oldukça büyük dinleyici kitlesiyle buluşan Serenad Bağcan, Say’ın “Yeni Şarkılar” albümünde de etkileyici yorumuyla dinleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Sanatçı halen Devlet Çoksesli Korosu’nda sanat yaşamını sürdürmektedir.

Biyografi: Mehmet San