Gorillaz: White Flag

Gorillaz Plastic Beach Japon Kapağı

Gorillaz Plastic Beach Japon Kapağı

Gorillaz 3. albümü ile çıka geldi ve yine ortamın tozunu kaldırdı zira bu defada turnayı 12’den vurdu. Üst üste çıkan üç albümün birbirini aynı paralel başarı ile takip etmesi sürdürülebilir vizyonun ötesinde dolgun bir birikim ürünü. Baş mimar ise Damon Albarn hiç şüphesiz.

Albümün başarısı, değerlendirmesine girmeyeceğim zira beni ilgilendiren daha bir önemli konu var. Malum Brit Pop’un en üst düzey konumundayken Damon Albarn bir anda yön değiştirdi, aşina olmadığı, oradaki müziklere burnunu sokmaya başladı. Ruhu bir arayışa girdi, elindekilerle tatmin olmayıp farklı ritimlere yelken açtı. Bu hevesini pekiştiren seyahatler ise müziksel açılımlara gebe oldu ve ortaya çıkan meyveler Gorillaz ve/veya Blur çalışmaları kadar olmasa bile müzik severleri fazlasıyla tatmin etti.

Damon Albarn bu genişlemesini üşenmeyip Blur’un en son çalışması Think Tank’te yer alan parçalarda görücüye çıkarttı. Popüler akımda savrulanlar ilk başta bocalamış olsalar bile bu farklı tadın keyfine varmada gecikmediler. Zira Albarn onlara aşina olmadıkları diyarlara sokuyordu, harikalar diyarında Damon Albarn misali.

Neyse sadede geleyim, “Plastic Beach” başarılı kelimesinin hafif kaçtığı bir çalışma. Ama içerisinde yer alan bir parça var ki asıl konumuz o: ‘White Flag’. Albarn burada gür ve büyüleyici bir giriş yaparak Dünya Müziği ile popüler müziğin istendiği takdirde sorumlu bir şekilde nasıl birleştirilebileceğini cesurca ortaya sergiliyor. Cesurca diyorum zira böyle bir rahat konumda olan sanatçı risk almayı sevmez, sevse bile etrafındakiler engeller. Oysa Damon göğsünü gere gere Lübnan Klasik Müzik Orkestrası ile vizyonunu evlendirebiliyor.

Mart 2009’un sonunda Ortadoğu’nun Paris’i olarak adlandırabileceğimiz Beyrut’ta kaydedilen ‘White Flag’ yine Damon’un bir seyahatinin meyvesi. Dünyanın bu bölgesinin albümde yer almasını arzulayan sanatçı gizlice Lübnan’ın başkentine bir yolculuk yapar. Plastik Sahilleri bırakıp uçağa atlayan Damon Lübnan ve Suriye’de teferruatlı bir müzik macerasına dalar. Karşına çıkan ritimler ile büyülenen sanatçı doğru karar verdiğine inandığı an giydiği burkası ile birlikte Beyrut’un Arap Müziği konusunda uzman olan Ulusak Orkestra ile stüdyoya girer. Ortaya çıkan kayıt ise albümde ‘White Flag’ın ana hamurunu oluşturmakta.

Gorillaz Plastic Beach

Gorillaz Plastic Beach

Pop albüm sınıfına sokulan “Plastic Beach” bu parça sayesinde dinleyenleri gözlerini dünyamızın farklı köşelerinin olduğu gerçeğine açıyor. Adeta her an bir savaş alanı olabilecek bir şehirden gelen enfes nağmeler, hiç kuşkusuz merak uyandırıyor. Bu gazete okumaya, televizyon izlemeye benzemiyor zira bu mecralar insanların beyinlerine kötü olanı işliyor oysa müzik mutlak mutluluğun bir yansımasını sunuyor. Damon Albarn böylelikle yanlış bilgilendirmeyi, ırkçı yaklaşımı bu tür yapıştırmalarla dinleyenlerine iletiyor ve ne mutlu ki insanlar bunu algılayabiliyor.

Üç dakikanın üzerinde olan ‘White Flag’ sadece Gorillaz’ı rahat alanında çıkartmakla kalmıyor, aynı zamanda Britanyalı genç rapçiler olan, Bashy olarak adlandırılan Ashley Thomas ve Kano olarak bilinen Kane Brett Robinson’I da farklı bir konuma taşıyor. Bashy ve kano verdikleri röportajlarda giriştikleri projeden çekindiklerini dile getiriyor zira aşina olmadıkları bir konumun dışına taşındıklarını farkındalığını yaşamışlar.

Savaş, suç ve din karşıtı sözlerin Casio ritimleri ile süslendiği ‘White Songs’ albümdeki bol sürprizlerden biri ama kanımca en önemlisi.

Plastic Beach from Tristan Oliver on Vimeo.