Hauschka İstanbul’da

Hauschka piyanosunun başında

Hauschka piyanosunun başında

Karaoke Kalk müzik firması sayesinde tanıştım ilk defa Volker Bertelmann ile namı diğer Hauschka. O zamandan beri de kendisinin müziğini bir mürit gibi takip ediyorum. Beni, yaratıcılığı ve piyano müziğine getirmiş olduğu yenilikçi yaklaşım oldum olası büyülemiştir. Bu heyecanım ise dün gece doruk noktasına ulaştı zira Hauschka’yı canlı ve bir metre önümde izleme imkânına vakıf oldum.

Düsseldorf çıkışlı piyanist ve besteci Bertelmann’ın ana vizyonu, piyano müziğinde olabilecek yeni maceraları kavramak. Piyanonun algılanan klasik enstrüman beklentisini yıkıp, farklı tonlara nasıl sokulabileceğine bizleri şahit etmek. Bunu yaparken de, Hauschka piyanonun içerisine giriyor. Tek bir enstrüman olarak kavradığımız piyanoyu, tam etkin bir orkestraya dönüştürüyor. Bunu yanında getirdiği alet edevatla yapıyor. Öyle özel tasarlanmış aletler düşüncesine kapılmayın, sanatçı ne bulduysa onunla idare ediyor. Bunlar arasında alüminyum folyodan yapılan minik küpler, pinpon topları, tahta çubuklar, kalın bant, deri parçası, film makarası ve zil gibi bir sürü araç yer almakta. Bu minik aletler kalın bant ile, ya piyano tellerinin üzerine yapıştırılıyor, ya da kendi haline teller üzerinde zıplaması için rastgele yerleştiriliyor. Ortaya çıkan sonuç, büyüleyici ve aşinalığın dışına taşarcasına yaratıcı. Bu ufak düzenlemeler veya katkılar piyanodan beklenen klasik ses skalasını başka bir boyuta taşıyor. Paslanmış bir enstrüman sesi, sert vuruşlar, perküsyon, zil titreşimleri, gıcırtı sesleri hepsi Hauschka’nın bastığı tuşlar sayesinde kendi çıkarttıkları sesler ile bir ortak noktada buluşuyor. Tüm bu kaotik görüntü içerisinde piyanodan yükselen tınılar ise dinleyeni çarparcasına dinç, taze ve etkin.

Konser bir saat on üç dakika sürdü ve arada Hauschka yaptığı konuşmalar sayesinde müziğini daha bir kolay algılamamıza imkân sağladı. Yaklaşık 23 yıl önce ilk defa Türkiye’yi ziyaret eden sanatçı, kız kardeşinin eşi sayesinde Trabzon Fındıklı’ya gelmiş ve burada 2 hafta geçirmiş. O zamandan beri de, özellikle müziğe başladıktan sonra, Türkiye’yi tekrar ziyaret etmek istemiş. Hatta bazı konser mekanlarına e-posta attığını ve kendisini davet etmelerini istediğini bile mütevazi bir eda ile bizlerle paylaştı. Uzun bir süre rock bir grup ile büyük stadyum konserleri veren sanatçı bir anda, 180 derece dönerek piyano müziğine gönül vermiş. Ancak bunu yaparken de herkesin bildiği piyano skalası içerisinde süzülmektense farklı olanı yakalamayı kendine bir görev bilmiş. İşte Hauschka’nın büyüleyici macerası böyle başlamış.

İzlediğim her Hauschka videosunda gözlemlediğim bir unsura bu konserde de şahit oldum. Sanatçının müziği bir plan üzerine kurulu ancak bunun içerisinde oynanan faktörler değişken. Örnek vereyim, piyano telleri üzerine yerleştirdiği pinpon topları her seferinde aynı tel üzerinde zıplaması imkânsız veya bant ile yapıştırılan zilin aynı tonda ses yaratması. Hauschka’nın amacı da bu zaten, ana bir çerçeve içerisinde akışkan olan tınıları yakalamak. Temel çerçeve dışına çıkmayınca, içeride neler olduğunu izlemek oldukça keyifli. Zaten sanatçıda tüm konser boyunca pür dikkat piyano içerisini izledi ve sol profiline yerleştirdiği video kamera ile de bizlerle bunu paylaştı.

Hauschka'nın piyanosunun içi

Hauschka'nın piyanosunun içi

Günümüzde her yaratıcılığın bilgisayar ile yolunun çakışması gerektiği kalıplaşmasına inanmayan sanatçı, bu monotonluktan kendini ancak böyle sıyırılabildiğini bizlere itiraf etti. Karşısında her komutuna bir bilgisayar gibi karşılık veren piyanosu ve üzerine yerleştirilen bilumum araç-gereç ile Hauschka kendi mucizeler dünyasından bizlere sadece göz kırptı. Başarının bir enstrümanı iyi çalmakta yatmadığını, aksine tamamıyla yaratıcılıkta yattığını gösterdi.