Hayatta Hiçbir Şey Normal Değil: Morrissey!

morrissey-ringleader-of-the-tormentors

morrissey-ringleader-of-the-tormentors

İki yıl önce hayatımıza “You Are The Quarry” diyerek tekrar giren Steven Patrick Morrissey büyük bir açlığı doyurdu. İngiltere’ye küsen ve şirketi tarafından kapı önüne konulan Morrissey, tüm yeteneğini alıp kendini Amerika’ya sürgün etmişti. Acelesi yoktu, uzun bir süre onu kaldırabilecek, onunla aynı yolda yürüyebilecek bir şirket aradı. Müzik zaten oradaydı, sadece uygun zaman gelince kayıt tuşuna basılacaktı. Hiç kuşkusuz İngiltere’den çıkmış en modern söz yazarı olan Morrissey, basitliği, sadeliği, açık sözlülüğü, romantizme olan inancı ve melankolikliği ile The Smiths zamanı ve sonrası tartışılmaz bir hayran kitlesi yarattı. Yedi yıl bekleyen hayranları bir önceki solo albümü “You Are The Quarry”nin gelmesi ile sadakatlerine karşılık beklentinin çok üstünde ödüllendirildi. Tüm kritiklerin tek bir laf etmeye cüret edemediği albümde özlenen tüm Morrissey unsurları vardı; aşk, cesur, eleştirisel, aşağılayıcı sözler, romantizm, İngiltere’ye olan sonsuz açlık, sürgün günleri vesaire. 46 yaşında olup kendini ‘gençleştirme’ adına en ufacık gayret sarf etmeyen anti pop kültürcü sanatçı, “Ringleader of the Tormentors” adlı yeni albümü ile tekrar büyü kazanını karıştırıyor.

“Ringleader of the Tormentors” seks, ölüm, yalvarış, inleme ve kan damlayan bir duygu tapınağı. Önceki albümlerinde bariz şekilde hissedilen zincirleme parça oluşumu bu albümde yerini birbirinden bağımsız parça yapısına bırakmış. Bunun en büyük nedeni Morrissey’i Los Angeles büyüsünden koparıp, olması gerektiği haline teşvik eden prodüktör Tony Visconti (T. Rex, Thin Lizzy, Sparks, The Stranglers ve Manic Street Preachers’in çalışmalarından tanıdığımız yaşayan efsane). Onun için önemli olan insanların tekrar tekrar dinleyip eğlenebilecekleri, her fırsatta yüksek gitar melodileri ile kapatılmayan, birbirinden bağımsız, farklı ses sentezleri ile ustaca harmanlanan besteler yaratmaktı. Böylece dinleyen her parçada adeta kendisine yeni bir şey ifşa ediliyormuş gibi hissedecek ve işte ancak o zaman sanat yapılacak. “Ringleader of the Tormentors”ın katmanlarına uzandıkça Tony Visconti’nin bu formülünü albüme başarıyla uyguladığını görüyoruz. Tam bir Visconti şaheseri.

Albümün en büyük özelliklerinden birisi ise aseksüel olarak tanıdığımız Morrissey’in artık seks ile tanışmış olması. Bu döneme kadar her fırsatta seks hayatının olmadığını söyleyen sanatçı yeni albümünde adeta 46 yıllık bir birikimi haykırıyor. Belki bu nedenle yedi yıldan beri yaşadığı Los Angeles’dan “şehre âşık oldum” dediği Roma’ya taşındı. Belki şehre değil de bu şehirde başka bir insanı sevdi. Bunu bilemiyoruz, ancak özellikle albümdeki Ennio Morricone düzenlemeli ‘Dear God, Please Help Me’ parçasında yer alan “Bacak aralarımda patlayan bir varil var / Sevgili Tanrım, lütfen bana yardım et” cümleleri Morrissey’in bu yeni keşfini en iyi şekilde tanımlıyor. “Ringleader of the Tormentors” albümü içerdiği parçalar ve sözler ile ruhunda ciddi kıtasal karışımlar yaşayan Morrissey’in eski hayatından sıyrılıp yeni bir hayata uzanmasını sergiliyor. Belki bu en sonunda Morrissey’in kendisi ile barıştığı, kim olduğunu, ne yaptığını ve nerden geldiğini kabullendiği bir an. Yıllar boyunca kendisini “normal” olarak göstermeye çalışan sanatçı belki de en sonunda gerçeği gördü; aynen Oscar Wilde’ın da dediği gibi “hayatta gerçekten en son anlayabileceğimiz şey diğer insanların bizi algılama biçimleri.” Belki de bundan dolayı “’The Youngest Was the Most Loved’” parçasında İtalyan çocuk korosunun arka vokal takviyesi ile tekrar tekrar “Hayatta normal diye bir şey yok” diyor?

morrissey

morrissey

“Ringleader of the Tormentors” albümü içinde en ufacık bir tembellik içermeyen, üst üste kendisini dinlettirebilen, doğru kararların alındığı oldukça hacimli bir çalışma. Yeni gitarcı Jesse Tobias’ın haşin rock katkısı ile bütünleşen Morrissey, hep olmak istediği kadar saf ve hakiki olması gereken akımı yakalamış. Daha önceki parçalarında hayatından kesitler sunan Morrissey, bu albümü ile tüm hayatını anlatmış. Morrissey hayranlarının sevgisine, sevgisi ile karşılık veriyor. Albümde yer alan on iki sarsıcı inatçı parçayı sözsel mükemmeliyetçilik ile süsleyen sanatçı, tüm duaları gerçekleştiriyor. Özellikle rahatsız edici sözler içeren ve tekrar İtalyan Çocuk korosunu misafir eden ‘The Father Who Must Be Killed’ parçası içerdiği “Üvey evlat / Aşağı kattaki odada bulunan çekmecede bir bıçak var / Ne yapman gerektiğini biliyorsun!” ve ‘To Me You Are a Work of Art’, parçasında yer alan “Dünyayı görüyorum, Kusturuyor beni” Morrissey’in yelken açtığı yeni söz diyarından bir anlık kesit.

10 Haziran Cumartesi akşamı Pozitif tarafından gerçekleştirilecek, artık klasik mertebesine ulaşan Efes Pilsen One Love Festivali’nde misafir edeceğimiz Morrissey, eskisi ve yenisiyle ilk defa Türk hayranları ile buluşacak. Bir şaheser yaratan bu Manchester’lı üstadı yeni albümünün turnesi kapsamında ilk defa göreceklerden biri olmanın ayrıcalığı ve heyecanı ile bekliyoruz. Tüm övgüleri doğru perspektif altına sokmak gerekirse, albüm The Smiths’in yeniden yaratılışı değil, ancak o efsane ekibin sinerji ve sihirli büyüsünü şu ana kadar yakalayan en yakın halka. Yanlış anlaşılmasın “Ringleader of the Tormentors” Morrissey’in zirvesi değil çünkü oraya ulaşmak Morrissey için bile bir şey ancak bu kesinlikle sanatçının tırmandığı en yüksek nokta.

Equinox / Morrissey / Ringleader Of The Tormentors

Yazı : © Zekeriya S. Şen, 2006


Morrissey-Cumhuriyet Gazetesi

Morrissey-Cumhuriyet Gazetesi