ibrahim maalouf ile bir gece daha…

ibrahim maalouf

ibrahim maalouf

Bu yıl Akbank Caz Festivali bünyesinde, kendi grubu ile ilk kaydı “Illusions”ın turnesi kapsamında ikinci defa sahnede karanlığın arasında karşımıza çıktı İbrahim Maalouf. Arap ve Ortadoğu ritimleri ile cazın sınırlarını esneten Maalouf, uzun süreden beri çalıştığı ve her hareketine aşina olduğu müzik dostlarıyla ilk kez fiilen stüdyoya girip bu albümü kaydetmişti. “Illusions” Maalouf’un arşivindeki diğer çalışmalarına kıyasla ailenin sırıtan en kıpırdak üyesi aynen hüznü ile hala konumu ayrı olan albümü “Wind” gibi.

Tüm gece, yaklaşık iki saatin üzerinde, İbrahim Maalouf sempatik ve empati dolu kişiliği ile devamlı değişen caz ritimlerini bir orkestra şefi gibi sahnede bir oradan bir diğerine savurdu. Cazın bazı kişiliklerin olmasını istediği gibi bir klasik müzik tarzı kabul edilmeye çalışmasından dolayı yakarıyor. Sesini kesip müziği ile bu duruşunu haykırıyor.

Her ne kadar müziği kişiselleştirilmiş gibi algılansa bile aslında bir komün oluşumun organik yansıması. Maalouf’u ilk izlediğim konserden bu yana epeyi bir zaman geçti ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki her konserde sanatçıya olan ilginin artı grafiği yükselmekte. Cemal Reşit Rey’deki (CCR) en son konserinin de hızlı bir şekilde tükenmiş olması da bunun güzel göstergelerinden biri.

Arap âleminden beslenen ama Batı ile yoğrulan bir müzik adamının paradoks, ikilem ve sihir içeren müziği vardı karşımızda. Sakin ve dolgun bir oluşumun ince ince dökümü aktı sahneye. Aktarılan bir samimiyet, hüzün ve ritim taştı sahneden seyirciye. Zaman geliyor bazıları kıpır kıpır oynarken zaman geliyor bazıları ise hüznünün elinde tutarak kulak süzüyor. Sevilmeyecek veya ulaşılamayacak bir müzik yok karşınızda, belki anlaşılmayacak, caz tanımına uyan kısıtlamalardan arınmış bir saflık var. Ama içten bir dürüstlük içeren manifestosu ile dik duran bir ekibin üretimi var.

11 Şubat’ta dolup taşan Babylon’da konser veren sanatçı, adeta bıraktığı yerden devam etti CRR’de. Neredeyse birebir örtüşen konser parça listesi ile araya serpiştirdiği ilave ritimler vasıtasıyla süreyi genişletti. Bir an seyircinin ilgisini yitirmedi ve hep nabız tutmayı bildi. Arada sırada, her zaman olduğu gibi, seyirci ile oldukça sıcak sohbet eden Maalouf, insani yönünü de her fırsatta öne koydu. Müziği ve hayatı ne kadar sevdiğini ve dünyada tüm olumsuzluklara rağmen mutlu olunabileceğini hissettirdi. Bunu başarabilen, aynı nabzı konser başından sonuna kadar koruyabilir ender sanatçılardan biri. Özellikle söz konusu müzik kulvarı caz olunca. Elbette burada Ortadoğu ritimsel zenginliğinin ve halkımızın bu kıvrak melodilere içten olan bağımlılığını da göz ardı etmemek gerekir.

Bu yoğun ilgi daha bir kaç yıl sürecek gibi. Maalouf bu tür sorumlu, sempatik nitelikleri zengin olan müzikler yapmaya devam ettikçe bunun sürmemesi kadar olağan bir şey olamaz. Bu dalgalanmanın en son formatına CRR’de şahit olduk ve olmaya da devam edeceğiz.

Müziğin bir kültür, bir öykü taşıyıcısı ve aktarımcısı olduğunu ispatlayan Maalouf, hem kendi orkestrası, hem yan projeleri, hem müzik birliktelikleri hem de sevdiği caz ustalarına olan samimi duygularını yansıttığı albümler ile daha uzun yıllar yüreklerimizi hoplatmaya devam edecek.

Bu konseri görmüş olanlar kendilerinde bir nükte ekstra bir unsur olarak mekânı terk ettiklerine inanıyorum. Girdikleri gibi çıkmadılar. Bazıları için bu kalıcı bazıların için ile kısa süreli bir etkileşim alanı sağladı. Ama önemli olan bunun sağlanmış olabilmesi…