Johannes Vermeer Müzik Dersi

johannes vermeer müzik dersi

johannes vermeer müzik dersi

Delftli Johannes Vermeer’in (1632-1675) günümüze kadar sağ kalan 36 eserinin 12 tanesinde müzikal tema veya bir müzik enstrümanı resmetmiş değerli bir ressam. Özellikle 17. Yüzyılda her türlü müzik temalı içerik Felemenk kültürüne işledi. Bu nitelik diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha bir dominant biçimde var oldu, bilhassa müziğin duyum özelliğini resme taşımak için ekstra bir özen ve önem gösterildi. Vermeer’in yaratıcı tabloları müzik temasını kanımca en güzel yansıtan sanat eserleri arasında. Bunun en güzel örneği Britanya’ya Kraliçesi II. Elizabeth’in özel koleksiyonunda yer alan The Music Lesson adlı tablo. Geniş odanın sonunda bir kadın belli ki yanında duran erkeğin keyfi için virginal (17. yüzyılın sonlarına değin İngiltere’de klavyeli ve çelinerek çalınan telli çalgıların  hepsi bu isimle anılırdı. Genç kızların çalması için üretilen telli ve klavyeli bir çalgı olarak da tanımlanır) enstrümanı çalıyor. Adamın dudakları hafifçe ayrışmış olarak resmedilmiş, muhtemelen şarkı söylüyor. Gözlemcinin açısında direkt bakılınca kadın ve adamın arasındaki ilişki kasti olarak belirsiz resmedilmiş ancak Vermeer duvarda duran aynadan bizlere çekingen bir ilişkinin izlenimini yansıtıyor. Yakınımızda bir viola da gamba (daha sonra çello olarak bilinecek) yerde sandalyenin yanı başında duruyor. Muhtemelen birazdan bir sanatçı tabloya dâhil olacak ve müziğe eşlik etmeye başlayacak.

Kadının çaldığı virginal enstrümanının üstündeki yazıta bakılırsa bu Antwerp’te yer alan Ruckers atölyesinde üretilmiş. Enstrümanın önündeki dekoratif kağıt biraz arabesk olup dönemin karakteristiğini belirginleştiriyor. Yazılı olan slogan ‘Musica Letitiae Co(me)s Medicina Dolor(is)’ ise Müzik mutluluğun yoldaşı, hüznün ilacı olarak dilimize çevrilebilir.

Vermeer burada çok açık ve net bize bir müzik sahnesini olabilecek en detaycı ve duygusal yönden aktarıyor. Bakınca içiniz ısınıyor ve adeta o odanın bir köşesinde sessizce gerçekleşen konseri izliyorsunuz. Tarihe, o ana ve müziğe şahit oluyorsunuz.

Söz konusu yazım: Andante Dergisi‘nin Nisan sayısında yayınlandı.