Junun

Junun

Junun

 

Söz konusu albüm Radiohead’ın basçısı Jonny Greenwood’un bir projesi. Daha doğrusu sayısız projelerinden biri. Bu üretken müzisyen 2015’in başlarında Hindistan’a bir yolculuk yaptı. Yanına da İsrailli asıllı Amerikalı yapımcı Shye Ben Tzur’da almış. Her ikisi Hindistan’ın en renkli ve kültürel zenginliği bir dozaj daha yüksek olan Racastan’a gidiyor ve orada Hindistan müziğinin farklı katmerlerini araştırıp icra eden Racastan Ekspres adlı grup ile tanışıyor. Aslında söz konusu albüm bir belgeselin müziği.

Inherent Vice, Magnolia, Minority Report gibi filmlerden tanıdığımız yönetmen Paul Thomas Anderson’ın çektiği Junun yani tutku adlı belgeselin müziği bu albümde yer alıyor. Özellikle yerel ezgileri sevip takip edenler için nefis bir belgesel Junun. Bu belgeselin tanıtımında yönetmen bir müzik kullanmıştı ve oradan aslında konumuz olan albümün sinyalleri doğmuş oldu.

Bu albümün adı Junun ve Jonny Greenwood and the Rajasthan Express Shye Ben Tzur olarak satışa çıktı. Bu bir solo çalışma asla değil, aksine bir takım çalışması. Greenwood elbette baş mimarlardan biri ama daha da önemlisi neredeyse tüm Radiohead albümlerinin yapımcısı olan Nigel Godrich bu albüme imza atmış.

İster istemez bu isimler sayesinde albüm otomatikman farklı bir konumda değerlendiriliyor. Greenwood’a göre bu bir dünya müziği albümü değil ama kusura bakmasın bal gibi bu tarza giren bir çalışma. Kuzey Hindistan müziğinin katmer katmer ritimlerini işleyen albüm altı ve yedi parça içeren 2 CD’den oluşuyor. Yaklaşık bir saatin üzerinde. Söz konusu albümün omurgası yapımcı Ben Tzur’a ait ve her şey onun altyapısı üzerine işlenmiş durumda. Genel olarak Ben Tzur  Qawwali, Sufi ritimlerini Hindi, Urdu ve İbranice dilleri ile örtüştürerek bir harmanlama sunuyor bizlere. Bu proje için Ben Tzur ve Greenwood Racastan’ın en renkli ekiplerinden birini görevlendirmiş. Söz konusu ekibin en büyük özelliği ise üç farklı müzik tarzını evlendiriyor olması. Bu tarzlar Qawwali, Manganiar Saray Müziği ve Racastan’ın kalabalık nefesli müzik tarzlarını bir araya getiriyor. Yürekte yatan stil ise Racastan çöllerinde yaşayan Mangarian kabilesi. Müslüman olan bu kabile ağrılıkta müzik ile uğraşıyor ve pek çok Racastan’dan çıkan üretimin arkasında da bu topluluk var. Belgesel aslında 3 hafta boyunca süren bu albümüm kayıtlarını konu alan bir görsel sunum. İzlemesi ve keşfetmesi oldukça keyifli.

Junun Müzisyenleri

Junun Müzisyenleri

15. Yüzyıldan kalma Racput Tepesinde yer alan Mehrangarh Kalesi’nde kaydedilen çalışma sorumlu bir proje. Söz konusu kale Codpur Maharacı’sı tarafından bu proje için tahsis edilmiş ücretsiz olarak. Klasik Hindistan ritimlerine aşina olan kulaklar için albümde farklı bir dokunuş var aslında o da kullanılan nefesliler. Altı tane var, bunlar 3 tane tuba, 2 trompet ve bir tane trombon. Aamir Bhiyani adlı trompetçi tarafından başı çekilen bu nefesliler ortaya renkli, şen şakrak ve farklı bir ritimsel şölen seriyor. Bu nefeslilerin yanı sıra dört perküsyoncu ve iki yaylı çalgıcı Racastan Ekspresi’ni oluşturuyor. Normal koşullarda bir araya gelip müzik yapmayacak bu sanatçılar Shye Ben Tzur sayesinde müzik birlikteliği yapmış durumda. Dinleyenleri dans etmeye davet ediyor adeta. Albümün kayıtları süresince toplam 21 müzisyen emek vermiş.

Eğer dikkat ettiyseniz pek çok batılı sanatçı bir kültürel etkileşime girmek istediğinde öncelikle Hindistan’ı veya Orta Doğu’yu düşünüyor. Elbette ilk bu albümü dinleyenler veya adını görenler Radiohead’in ileride böyle bir açılıma gireceğine heveslendiler ama bu albüm zaten aslında bir Greenwood otoritesinde olan bir çalışılma değil. Greenwood’da bir konuk sanatçı, hatta parçaların hiç birinde fiilen ön planda değil sadece bir müzisyen olarak emek veriyor ama elbette adı çok etkin.

Özellikle belgeseli izlerken her müzisyenin ne kadar önemli olduğunu hissediyorsunuz. Tam bir zincirleme eseri var karşımızda. Herkes aynı senkronizasyon da ve zamanlamada. Farklı kişiliklerin bir araya geldiği ve işlendiği aynı çatı müzik. Kusursuz bir etkileşim, tam bir kültürel birleşim. Albümde yer alan parçaların çoğunda vokal Tzur’un kendisine ait ve bir kısmı Mevlana’nın şiirlerinin İbranice çevirisi yer alıyor. Albümün en kuvvetli olan yanlarından biri de ön yargılığı yerle bir etmesi.

Bu albümün yıldızları hiç şüphesiz Racastanlı ekip. Bu albüm yenilikçiliğe açık olarak yaklaşılmalı ve benimsenmeli. Farklılığa kapalı veya önyargılı olan kulaklar bu albümden istenileni alamazlar maalesef.