Klasiğin Cazla Eşsiz Bileşimi

Deutsche Philharmonie Merck

Deutsche Philharmonie Merck

İSTANBUL CAZ FESTİVALİ’NDE ÇOK ÖZEL BİR BULUŞMA:

KLASİĞİN CAZLA EŞSİZ BİRLEŞİMİ,

DEUTSCHE PHILHARMONIE MERCK ORKESTRASI VE

KEREM GÖRSEV’LE

“TEATIME AT THE SAVOY”

20. İstanbul Caz Festivali, 16 Temmuz Salı akşamı 21.30’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, Merck İlaç Ecza ve Kimya sponsorluğunda çok özel bir konsere ev sahipliği yapıyor. Almanya’nın en özgün orkestralarından şef Wolfgang Heinzel yönetimindeki Deutsche Philharmonie Merck, Opera Swing Quartet ve Türkiye’nin önde gelen caz sanatçılarından  Kerem Görsev eşliğinde dinleyenleri türler arası bir yolculuğa çıkaracak.

Şef, besteci, piyanist, aranjör Wolfgang Heinzel yönetimindeki Deutsche Philharmonie Merck Orkestrası, “Teatime at the Savoy adlı projesiyle, Opera Swing Quartet ve Türkiye’nin tanınmış cazcılarından, piyanist ve besteci Kerem Görsev eşliğinde 20. İstanbul Caz Festivali’nin en renkli işbirliklerinden birine imza atacak. Klasik müzik ve cazın birleşiminin en güzel örneklerinin sunulacağı gecede ayrıca Kerem Görsev’in, efsanevi caz piyanisti Bill Evans’a ithaf ettiği son albümü To Bill Evans’ta yer alan Mastic Pudding ve Abacco isimli parçalarının dünya prömiyerleri Deutsche Philharmonie Merck eşliğinde yapılacak.

İsmini 350 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski ilaç ve kimya şirketi olan ve kültür sanata desteğiyle tanınan Merck İlaç Ecza ve Kimya’dan alan Deutsche Philharmonie Merck, 1966 yılında bir grup müziksever Merck çalışanının bir araya gelmesiyle kuruldu. Oda orkestrası ve oda filarmoni orkestrası olarak gelişen orkestra, zaman içinde Alman müzik çevreleri tarafından zirveye yükselen bir müzik değeri olarak görülen Deutsche Philharmonie Merck halini aldı. Dünyanın dört bir yanında konserler veren orkestra Amsterdam, Barselona, Brüksel, Lizbon, Paris, Viyana gibi birçok Avrupa şehrinde önemli salonlarda konserler verdi, Brezilya, Meksika, Hindistan ve Tayland gibi ülkelerde önemli performanslara imza attı.

Orkestranın şefliğini aynı, orkestrada zamanda piyanist ve aranjör olarak da yer alan Wolfgang Heinzel üstleniyor. Şeflik ve müzik direktörlüğü çalışmalarının yanı sıra besteci kimliğiyle de tanınan Wolfgang Heinzel, koro, oda orkestrası ve orkestra için eserler yazıyor, aralarında La Scala Tiyatrosu’nun da bulunduğu kurumlarla birçok ortak çalışmalara imza atıyor. 2003 yılından bu yana Deutsche Philharmonie Merck’in müzik direktörlüğünü üstlenen Wolfgang Heinzel ayrıca kurucusu olduğu Opera Swing Quartet ile de caz müzik alanında da adını duyurdu. Klasik müzik ve caz müziği buluşturan, kısaca “OS4” olarak da anılan Opera Swing Quartet, 1993 yılından bu yana dinleyiciden büyük ilgi gören performanslarıyla, müzikal mükemmeliyetlerinin yanı sıra sergiledikleri mizahi yaklaşımla da büyük beğeni topluyor. OS4’te piyanodaki Wolfgang Heinzel’in yanı sıra klarnette Wolfgang Weth, kontrbasta Peter Cerny ve davulda Rainer Engelhardt yer alıyor.

Caz tutkusu konservatuar yıllarında başlayan, Türkiye’nin en önemli caz müzisyenlerinden Kerem Görsev, çeşitli kulüplerde ve konserlerde birçok önemli müzisyenle sayısız performans gerçekleştirdi, uluslararası festivallere konuk oldu. Daha önce de klasik müzik orkestralarıyla çalışan ve birçok başarılı albüme imza atan Görsev, To Bill Evans isimli yeni albümünü Mart ayında Prag Filarmoni Orkestrası eşliğinde Prag’da kaydetti. Görsev, son albümde yer alan iki yeni parçasını, bu sefer Deutsche Philharmonie Merck eşliğinde çalarak dinleyicilere çok farklı bir tecrübe yaşatacak.

20. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri, Biletix satış kanalları ve Ana Gişe İKSV’den (Pazar hariç her gün 10.00-18.00 arasında) alınabilecek. Lale Kart üyeleri, İKSV’nin her etkinliğinde olduğu gibi festival boyunca %25’e varan indirimlerden yararlanabilecek.