Mahsa Vahdat Traces of an Old Vineyard

Mahsa Vahdat - Traces of an Old Vineyard

Mahsa Vahdat – Traces of an Old Vineyard

Söz konusu albüm Masha Vahdat adlı İranlı sanatçıdan geliyor. Masha Vahdat ve Marjan Vahdat kız kardeşler dönem dönem bahsettiğim ve Dünyayı Dinliyorum programımda paylaştığım değerli sanatçılar. Masha Vahdat bu döneme kadar sık sık müzik iş birliktelikleri ile karşımıza çıkan bir sanatçı oldu. Bu defa ise ilk solo albümü “Traces of an Old Vineyard” ile kulaklarımızı şenlendiriyor. Masha Vahdat’ın bu albümden önce yaklaşık altı tane farklı proje ve kız kardeşi ile çalışmaları oldu. Kız kardeşleri en son “Twinklings of Hope” adlı albümde birlikte dinlemiştik. Normal koşullarda bu tür albümlerin İran’da kaydedilmesi ve topluma sunulması yasak zira iki kadın vokalden oluşuyor ve başka bir vokal yok. Ancak albümün yapımcısı KKV (Kirkelig Kulturverksted), her zamanki gibi Tahran’da özel bir yer kiralayarak bu kaydın bir kısmını gerçekleştirmiş.

Söz konusu albümde çok önemli bir sanatçı var. Özellikle Kuzey Avrupa caz sanatçıları arasında önemli bir konuma sahip olan ve ECM bünyesinden müzik yapan Tord Gustavsen neredeyse tüm aranjmanlarda karşımıza çıkıyor. Ocak’ta satışa çıkan söz konusu albüm Masha Vahdat’ın kendi bestelerinden oluşan bir çalışma. Sözler genellikle Hafız, Hayâm ve Mevlana’nın şiirlerinden alıntı veya ilham almış durumda. Piyano ve klavyede az önce bahsettiğim üzere caz dünyasının önemli piyanistlerinden biri olan Tord Gustavsen var. Kemençe’de Shervin Mohajer ve perküsyonda Ali Rahimi yer alıyor. Çok fazla kalabalık değiller ama yaptıkları müzikler inanılmaz derinliğe sahip. Tek kayıtta Erik Hillestad tarafından yönetilen albüm ne yazık ki sanatçıların ülkesinde ulaşılması imkânsız ve yasak. Oysa İranlıların pek çoğu Vahdat kardeşleri tanıyor ve biliyor ama müziklerine ulaşmaları oldukça zor oluyor. Kendi ülkelerinde dinlenemeyen bu sanatçıların dışarıda, farklı kültürlerde tanınıp bilinmiyor olmaları oldukça üzücü. Öte yandan ne yazık ki söz konusu CD ancak şimdilik Kuzey Avrupa ülkelerinde bulunabiliyor. Elbette her zaman internetten de satın almamız söz konusu.

Albüm ağırlıkta Masha Vahdat’ın vokalleri üzerine yapılandırıldığı için çok fazla enstrüman ortalıkta yok. Ancak yine de piyano, kemençe ve vurmalı çalgı olduğunu söyleyebiliriz. Çok fazla bir enstrümantal süsleme yok zaten bu tür bir çalışmada da gerek yok bence zira sanatçının vokalleri inanılmaz. Albümde yer alan parçaların çoğunun konusu aşk ve hayat üzerine. Bu iki kavramın derinlikleri ve farklılıkları dile getiriliyor. Tutku, arzu, yücelik, gerginlik, üzüntü, hüsran ve kader alt konuları da dikkat çekecek düzeyde fazla. Albümün meselesi Pers şiirini ve ses geleneğini İran modern enstrümanları çerçevesinde ve piyano caz ritimleriyle aşina olmayan kulaklara sunmak. Aşina olanlara da farklı bir yaklaşım ile ritimleri önlerine sermek. Elbette bu oluşumda uzun yıllardan beri birlikte çalışmış olan Tord ve Masha’nın emekleri çok önemli.

Özellikle Perslerin derin geçmişinin uzantısı olan, neredeyse nüfusun çoğunun okuryazar olduğu İran’dan gelen kültürel melodik harmanlamalar çok heyecan verici. Bunların sanatçıları sorumlu bir şekilde gün ışığına çıkartıp biz etnik müzik severler ile paylaşıyor olmaları ve müziklerinin ulaşılabilir olması hepimizin şansı. Bu tür çalışmalar sayesinde oradaki müziklere vakıf olup, oradaki ritimler ile tanışıyoruz. Her ne kadar albümde dinlemekte olduğumuz ritimsel şölen bizlere çok yabancı olmasa bile, sunduğu farklı açılımla çok enteresan.

Her yeni albüm çıkartan sanatçı gibi bu albümün sonucu olarak 2015 ve 2016 kapsamında Masha Vahdat pek çok konser verecek. Ama en önemlisi 9 Temmuz tarihinde Masha, Tord Gustavsen ve diğer önemli müzisyenlerle birlikte İstanbul Caz Festivali’nde konser verecek. Benden söylemesi.