Marifetli bir müzik terzisi

Amir ElSaffar

Amir ElSaffar

Karşımızda değerli ve marifetli bir müzik terzisi var. Trompet, santur çalan besteci ve aynı zamanda seslikçi olan Amir ElSaffar günümüzün caz âleminde heyecanla takip edilen değerlerden biri. Paramparça olmuş Irak’ın topraklarına dayanan kökleri üzerine yapılandırılan müzik kariyerini Amerika’da sürdürüyor. Ancak yürekler topraklardan kolayca kopmuyor. Orta Doğu’nun keskin köşelerini Batı yumuşaklığı ile işleyen sanatçı, caz kulvarında son dönemlerde ismini sık sık gördüğümüz genç yenilikçilerden biri.  Klasik ritimler ile işlenmiş olan bu müzik ruhu trompette pek aşina olmadığımız armonileri deneysel formatlara sürükleyerek iki farklı kültürü tınılar ile akıcılaştırıyor.

Her ne kadar müziği kişiselleştirilmiş gibi algılansa bile aslında bir komün oluşumun organik yansıması. Arap âleminden beslenen ama Batı ile yoğrulan bir müzik adamının paradoks, ikilem ve sihir içeren müziği var karşımızda. Sakin ve dolgun bir oluşumun ince ince dökümü akıyor müziğinde. Aktarılan bir samimiyet, hüzün ve ritim taşıyor her besteden ve sahnede kendisini izleyecek olan müzikseverlere de bu keyfi bulaştıracak. Ritimleri zaman geliyor kıpır kıpır oynarken zaman geliyor hüznünün içine dinleyeni seriyor. Sevilmeyecek veya ulaşılamayacak bir müzik yok karşınızda, belki anlaşılmayacak, caz tanımına uyan kısıtlamalardan arınmış bir saflık var. Ama içten bir dürüstlük içeren manifestosu ile dik duran bir ekibin müziğini izleyeceğimiz kesin.

Makamlar içerisinde yer alan yarım ve çeyrek tonları çekinmeden evirip çeviren trompetçi tam bir müzik seyyahı. Beş yıl boyunca Iraklı makam üstatlarının peşine düşerek bu efsanelerle istişare yaprak müzik miraslarını sahiplendi. Doğduğu geleneğini pekiştirdi ve besledi. Öğrendiklerini bir nakış ustası gibi trompetinden akan tınılar ile işledi ve müziksel bir bedene büründürdü. Bu süreç zarfında baba dili Arapçayı öğrenmekle kaymayıp kendisini diğer enstrümanlar üzerine de geliştirdi.

Müziği ve hayatı ne kadar sevdiğini ve dünyada tüm olumsuzluklara rağmen mutlu olunabileceğini savunuyor Amir ElSaffar. Müziğin bir kültür, bir öykü taşıyıcısı ve aktarımcısı olduğunu savunup icra ediyor. Hem kendi orkestrası, hem yan projeleri, hem müzik birliktelikleri hem de sevdiği caz ustalarına olan samimi duygularını yansıttığı müziği daha bizlerin yüreklerini hoplatmaya geliyor.