Müzik Devresi: World Circuit 26 yaşında

World Circuit

World Circuit

Dünya müziği kulvarındaki yeni veya eksi her müzik şirketi mutlak suretle World Circuit şirketi ile kıyaslanır. Zira World Circuit bu tarza ilk adım atan ve tüm dünyada sürdürülebilir bir algılama sağlayan tek örnek. Şirket yirmi ikinci yaşını kutluyor olmasına rağmen hala kaliteli ve eşsiz çalışmaları ile öncülüğünü koruyor.

Nick Gold tarafından yirmi kusur yıl önce Londra’da ufak bağımsız bir müzik şirketi olarak yola çıkan World Circuit, belirli bölgelere ve özellikle sanatçılara yoğunlaşarak kısa bir zaman içerisinde günümüzün en güvenilir ve başarılı organik yapısına büründü. Adeta aynı kulvarda ilerlemek isteyen her yeni şirket için bir öncü oldu. Lojistik olarak geçen yirmi altı yılda sadece 86 (kod olarak WCD086 şeklinde CD’lerde gösteriliyor) albüm üreten World Circuit adeta azın daha çok olduğu felsefesini korumaya çalışıyor

Britanya’da Dünya Müziğine olan ilginin dramatik bir şekilde artması sonucu ülkeye gelen popülerlik akımının dışında kalan sanatçılara bir anda yoğun bir ilgi oluşmaya başladı. Konserlerde izledikleri bu garip ve farklı sanatçıların albümlerine ulaşmak isteyen müzikseverler genellikle olumsuz cevaplar ile karşılandı. Böyle bir ortamda açıkçası artan yoğun talebe cevap vermek için kurulan World Circuit müzik şirketi yavaş ama sağlam adımlarla üretimlerine başladı. World Circuit adı ise kaydettikleri sanatçılardan daha çok söz konusu ender müziği ulaştırmak istedikleri yerleri ifade etmek üzere seçildi, kısacası müziksel bir dünya devresi.

Şirket 1986 yılında Venezüellalı sanatçı Maria Rodriguez’in “La Tremenda” adlı albümünü basarak resmen hayata adım attı. Bunu sırasıyla Abdel Gadir Salim’in “Sounds of Sudan Volume One” ve 1987 tarihli Kübalı sanatçı Celina Gonzalez’in “Fiesta Guajira” adlı albümler takip etti. Ancak asıl bomba o zamana kadar sadece Fransız bir müzik şirketi tarafından basılmış olan plakları bulunan Nehrin Blues adamı olarak lanse edilen Ali Farka Toure’nin albümlerini basmaya başlanması ile patladı. Şirket yetkililerinden Anne Hunt her şeyi arkaya bırakarak Ali Farka Toure’yi bulmak için Mali’ye bir keşif gezisine çıktı. Zira köyünden dışarıya pek seyahat etmeyen bu sanatçıyı bulmak o kadar kolay bir şey değildi. Birebir aramalarında başarısız olan Anne Hunt, son çare olarak Mali ulusal radyosundan bir anons yayınlamaya karar verdi. En sonunda anonsa cevap veren efsanevi müzik adamı Ali Farka Toure ile böylece World Circuit şirketinin yolları kesişti ve bunun sonucu, tüm müzikseverlerin hem Ali Farka Toure’yi yeniden keşfetmesine, hem de World Circuit şirketinin tanımasına vesile oldu.

Ali Farka Toure ile albümler kaydetmeye başlayan şirket daha sonra bu usta sanatçı ile bir diğer müzik seyyahı olan Ry Cooder’ı müziksel bir platforma eşleştirmeye karar verdi. Ortaya çıkan 1993 tarihli sadece üç gün gibi mucizevi bir sürede kaydedilen “Talking Timbuktu” adlı albüm şirketin o ana kadar ürettiği en başarılı çalışma oldu (şu ana kadar tüm dünyada 700 bin üzerinde satış yakaladı) ve albüm Grammy dahil birçok ödüle layık gösterildi. Kültürel çatı altında müziksel harmanlamaların inanılmaz sonuçlar verdiğini keşfeden World Circuit yetkilileri, bu önemli keşif üzerine yoğunlaşmaya karar verdi ve birçok farklı coğrafyadan ve geçmişten gelen sanatçıları bir araya getirmeye başladı.

Bob Dylan’ın yakın bir zamanda “modern kayıt yöntemlerinin zalimliklerinden” bahsederken kanımca World Circuit müzik şirketini bu tanımın dışında tuttu, zira şirket özellikle bir sanatçının gerçek ses sentezini yakalamaya odaklı bir politika izliyor ve müziksel makyajdan kaçınıyor. Zaten bundan dolayı şirketin 26 yılda sadece 86 tane üretimi var zira her albümün oluşumu şirketin tüm zamanını, konsantrasyonunu ve emeğini alan bir süreç.

Dünya müziği piyasasının nadide bağımsız şirketlerinden biri olan World Circuit’in arkasında bir ordu çalışanı olduğu düşünülse bile aslında maksimum 2-3 kişiden oluşan bir ekip mevcut. Ağırlıkta tüm kayıtlar Londra’da yer alan şirketin stüdyosunda kaydediliyor. Yetenekli ses mühendisi Nick Gold şirketten çıkan her albümün birebir prodüktörlüğünü üstleniyor ve böylece sürdürülebilir kalitesini devam ettiriyor. Her albümde en mükemmel sesi arayan Gold, bundan dolayı birebir işin içinde yer alıyor.

Günümüzde mevcut olan diğer tüm müzik şirketlerinin üretimlerine kıyasla World Circuit her zaman müzik kalitesi ile ön sırada yer almayı başardı. Her üretimini dinlediğinizde resmen sanatçının yanınızda çaldığını, uzanıp ona dokunabileceğinizi hissediyorsunuz. Şirketten çıkan ürünlerin ses kalitesinden öte bir önemli özelliği ise; titiz, aşırıya kaçmayan, kendine özgü gösterişsiz albüm kapakları ve bu ulaşılamaz sanatçılar hakkında sunulan derin bilgilerin yer aldığı arşivsel özellik taşıyan kitapçıkları. Böylece şirket görselliğin yanı sıra sanata ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Sadece bu özelliğinden dolayı şirketin her üretimi ayrı bir sanat eseri olarak değerlendirmekte yarar var. Resmen bu titizliği ile World Circuit işitsel ve görsel anlamda dünya müzik dünyasında bir çığır açtı.

World Circuit

World Circuit

Yavaş bir şekilde katalogunu geliştiren World Circuit 90’ların ortasında tüm dünyaya yeni sanatçılar tanıtmaya başladı. Bunların arasında İspanyol Radio Tarifa, Senegalli Cheikh Lo, Malili Toumani Diabate, Dimi Mint Abba ve Oumou Sangaré sadece bunlardan bir kaçı. Şirket kendisine güvenilir ve kalıcı bir isim yapmasına rağmen her şey 1996 tarihli bazı trajik-komik nedenlerden dolayı sürpriz olarak ortaya çıkan “Buena Vista Social Club” adlı albümün sayesinde değişti. Adeta World Circuit bu albüm ile birlikte bir yeni sayfa açtı ve ileriye doğru durdurulamaz bir şekilde şahlandı. Albüm Türkiye dâhil birçok ülkede coşkuyla karşılandı, uzun süre en çok satanların tahtına oturdu ve projede yer alan sanatçıları ölümsüzleştirdi. Aynı zamanda Küba müziğinin derin mirasını tüm dünyaya tanıttı. Hiç şüphesiz bu da Küba’da turizm patlamasına ve Küba müziğine olan ilgiyi inanılmaz boyutta kamçıladı. Albüm çevresindeki enerji ve istek o kadar büyüdü ki Wim Wenders bu hikâyenin filmini çekti. Albüm dünya müziği kulvarında gelmiş geçmiş en iyi satış rekorunu yakaladı. Bu rekor hala kırılamadı ve kırılması oldukça zor görünüyor.

“Buena Vista Social Club” albümü World Circuit için öyle bir referans oldu ki o tarihten sonra çıkarttıkları her çalışma sadece şirketin adı yer alıyor diye satın alınır oldu. Eğer dünyamızın en ilgi çeken, heyecandan nefesinizi kesen diyarlarına müziksel bir yolculuk yapmak isterseniz, mevcut sınırları ve müzik şirketlerini aşan World Circuit’un yirmi iki yıllık kısa ve öz katalogundan bir çalışmayı seçin ve kendinizi müziğe bırakın. Kulaklarınızın bedeninizden ayrılıp melodilerle uzak diyarlara seyahat etmesini yaşayın, inanın pişman olmayacaksınız. Zira ses evrenine yapılan dünya müziği serüvenlerini kaydeden World Circuit’ın çalışmaları zaman ve sükûnet kadar yakalanamaz,  ruhani ve derin, düşünmeye yönelik ve şeffaf, ilham kaynağı ve şüphesiz algısı açık olan her müziksever için gerekli.

Şirketin sitesi: www.worldcircuit.co.uk

Arşivden Kaçırılmaması gerekenler:

  • Talking Timbutku – Ali Farka Toure with Ry Cooder (WCD040)
  • Ne la Thiass – Cheikh Lo (WCD046)
  • Introducing Ruben Gonzalez – Ruben Gonzalez (WCD049)
  • Bueno Vista Social Club – Bueno Vista Social Club (WCD050)
  • Cruzando El Rio – Radio Tarifa (WCD062)
  • In The Heart Of The Moon – Ali farka Toure & Toumani Di Abate (WCD072)
  • Cheikh Lo – Jamm (WCD084)
  • Afrocubism  – Afrocubism (WCD085)