Müzik Enstrümanları Ganimeti

Trophy of Musical Instruments” (Müzik Enstrümanları Ganimeti)

Trophy of Musical Instruments” (Müzik Enstrümanları Ganimeti)

Cornelius Norbertus Gysbrechts adlı Flaman ressam özellikle durağan hayatı ve Trompe-l’œil (göz yanılgısı) tarzında resimleri ile tanınıyor. Nispeten kısa bir ömrü olmasına rağmen (muhtemelen 1610 yılında Antwerp’de doğdu ve 1675 yılında hayata gözlerini yumdu) bilhassa göz yanılgısı olarak bilinen stilde çok değerli eserler bıraktığı aşikâr. Sanatçının en fazla kurcaladığı teknik gerçek görselliği optik yanılsama ile resmetmesi. Üç boyut eserleri içerisinde gözlemcinin derinliği yakalaması. Bu özelliği sayesinde adeta Trompe-l’œil tarzını şahlandırdığı kabul ediliyor. Karanlık ve gizemli bir kişiliğe sahip olan sanatçı, özellikle saplantılık üzerine resimler yapaktan hoşlanmış. Bu saplantılıların sınırları genellikle obje saplantılıkları ile sınırlı kalmış. Bunlar arasında müzik enstrümanları, dokümanlar, bol çekmeceli merak uyandıran dolaplar ve durgun hayattan resmedilen insanoğlunun fani deneyimi ve bu dünyanın unsurlarını temsil eden objelerin ikonografisi olarak bilinen Vanitas başı çekiyor.

Bu ayki yazımızda Cornelius Norbertus Gysbrechts’in “Trophy of Musical Instruments” (Müzik Enstrümanları Ganimeti) üzerine olacak. Söz konusu eser Kopenhag’da yer alan Müzik Tarihi Müzesi’nde sergileniyor. Sanatçının son dönemlerinde resmedilen bu tablo (1672) üst üste yığılmış dönem enstrümanlarını gözlemciye kuş bakışı veya tam karşı açıdan sunuyor. Toplam dokuz dönem enstrümanı üst üste ama belirgin bir biçimde resmedilmiş. Gysbrechts yine bu eserinde üç boyutlu bir ortam resmederek bizlere enstrümanların ihtiva ettikleri üç boyutlu bir atmosfer sunuyor.

Muhtemelen orta çağda sık sık kullanılan mızrapla çalınan ve varlığını 1200-1350 yılları arasında gösteren citole, cittern adlı enstrümanın atası. Bu ağaç gövdeli, sert metal telli çalgının cittern adlı çalgının en ilkel biçimi olduğu iddia edilir. Cittern ise tablomuzun en belirgin enstrümanı. Bazı kaynaklarda cither, cithern, cythern biçiminde yazıldığı da görülür. 16. v3 17. yüzyılın en yayın çalgısı olması tabloda da en planda olmasının asıl nedeni. Dikey olarak kesilmiş armudu andıran ahşap gövdeli, sırtı düz, geniş saplı ve mızrapla çalınan bir çalgı olduğu biliniyor. Sert metalden yapılmış dokuz teli vardı. Daha çok amatör müzisyenler tarafından kullanılan enstrümanın zamanla yerini önce lavta ve daha sonra gitar aldı.

Tablodaki diğer dominant olan enstrüman sol tarafta resmedilen orpharion. Aslında bu da cittern ailesinden gelen bir yerel enstrüman. Özellikle müzikte yer alan ana enstrümana eşlik eden bir çalgı aleti olarak kullanılırdı. Dalgalı kıvrak hatları ve eğik sapı ile belirgin bir özelliğe sahip olan enstrüman güzelliği ile göz dolduruyor.

Çift telli ufak bir arpa bağlı olan iki cornett tablodaki en gizemli enstrüman. 1150-1650 yılları arasında kısa bir süre varlık gösteren ve kullanılan bu üflemeli çalgı özellikle Giovanni Gabrieli, Praetorious, Bach, Handel ve Gluck’un bazı yapıtlarında kullanılmıştır. Ağızlığı, uzun kadeh biçiminde metal, gövdesi deri kaplı, kamışsız perde delikleri olan bu enstrüman üflemeli çalgıların ilk örneklerinden biri olarak tanımlanır. Tabloda resmedilen cornett’lerden birinde koruyucu örtü ile korunan kelebek bir anahtar ve pirinçten yapılmış halkalar ile tasarlanmış.

Sanatçının “göz yanılgısı” stili, sol üstte yer alan siyah ufak çalgı aleti ile belirginleşiyor. tabloya ilk baktığınızda adeta kuş bakışı bir açıdan yığılmış bir enstrüman topluluğu görüyorsunuz. Oysa aslında enstrümanlar çiviler ile bir ahşap duvara çizilenmiş durumda. Ressam enstrümanları bir askeri ganimetmiş gibi resmetmiş. Ahşap kalasların bileşim noktaları, damarcıkları ve düğümleri ile inanılmaz bir hassasiyet ile gösterilmiş.

Bir diğer önemli enstrüman ise en ortada yer verilmiş olan arp. Bu enstrümanın tahtaya çivi ile asılı olup olmadığı belli değil. Adeta diğer enstrümanların desteği ile duruşunu koruyor veya ressamın bizlerin görmesini istemediği bir gizemlilikle ahşap kalasa tutturulmuş. İ.Ö.’den 3.000 yılından bu yana çeşitli evreler geçiren, biçimsel değişimlere uğrayarak bu döneme kadar gelen en eski telli çalgı olarak kabul gören arp Mısır, Mezopotamya, Ortadoğu, Eski Yunan, Roma ve Akdeniz kültürleri bizlere sunuyor. Belki de ressam burada bir bütünlüğü ima ediyor.

Son olarak yaylı enstrümanlar bu resimde sol üstte yer alan bir keman ile toplu halde temsil edilmiş. kemanın ucuna bağlanan kırmızı torba ise bu enstrümanın özellikle adımlar ile yapılan dans müziğinde kullanıldığını gösteriyor.