Natacha Atlas (Photo: natachaatlasofficial.com)
Natacha Atlas (Photo: natachaatlasofficial.com)

Teorik olarak Batı ve Doğu müziğinin harmanlamasının kimyasal uyumsuzluğu kaçınılmaz bir unsur. Öncelikle Batı müziğinde armoni demirbaşken, Doğu müziğinde bu unsur gölgede kalıyor, zira Doğu müziğinde melodiye vurgu çok önemli.

Elbette bir de başlı başına farklı şekilsel müzik makamları söz konusu ki, bu Batı müziğinde pek ortalıklarda olmayan bir özellik. Tüm bu aykırılıklar göz önüne alınınca bu iki farklı coğrafik müzikleri bir biri ile harmanlamak için işe soyunan her sanatçının karşısına çıkan bariz bir meydan okuma söz konusu.

Ancak son on beş yıldan beri bu müziksel boşluğu vakur bir kolaylıkla doldurabilen bir sanatçı var, aslında kendisi yaşayan bir füzyon zira aynı zamanda Arap, İngiliz ve Belçika kültürlerine haiz bir müzik elçisi. Hiç şüphesiz 9 ve 10 Ocak akşamları Nokia N Series sponsorluğunda yine Babylon’da izleme imkânı yakalayacağımız Natacha Atlas’tan bahsediyorum.

Müziksel bir harmanlama mekanizması olan Transglobal Underground’ın solisti ve göbek dansçısı olarak dünya müzik severler ile tanışan Natacha Atlas zamanla kendi yolunu çizmeye başladı. Özellikle giriştiği zeki ortaklaşa çalışmaları ve arka arkaya sıraladığı solo üretimleri ile Dünya Müziği platformundan hiç uzaklaşmadı.

Her zaman gündemde kalmayı başaran Belçika doğumlu Natacha geçmişi arkada bırakıp geleceğe yol açıp kendine yeni senaryolar yazmak hedefiyle en son çalışmasında “Ben buradayım” diyor.

“Ana Hina” ilk dinleyişte sanatçının Arap köklerine uzandığı ani bir dönemeci yansıtıyor. Batı yaylıları, İspanyol ud ritimleri ve Mısır akordeonu sayesinde zengin akustik bir alt yapıya sahip olan çalışma özgün bestelerin yanı sıra geleneksel klasikleri de içeriyor.

Orta Doğu rakslarının hâkimiyetinde olan “Ana Hina” ağırlıkta Lübnanlı diva Fairuz’un etkisi altında kalan, Atlas’ın çekinmeden farklı yöne sokulabileceğinin göstergesi.

Kültürel sürdürülebilirliği sağlayan sanatçı orkestrasyon uyarlamalarıyla dinleyeni ağdalı bir huzura ulaştırıyor. Özellikle “The Mazeeka Ensemble” adlı ekibin Atlas’ın sesine getirdiği organik katkısı büyüleyici. Her zaman dinleyeni hayran bırakan bir ses enstrümanına sahip olan Atlas bu çalışmasında Arap duyumsallığı içerisinde farklı bir ifade alanına sokuluyor.

Fairuz gibi büyük bir orkestrayı arkasına almayan Atlas, yapımcı/piyanist Harvey Brough sayesinde tanıştığı nispeten ufak bir ekip olan “The Mazeeka Ensemble” ile samimi ve ulaşılabilir bir birleşim oluşturuyor. Dinç ve mükemmel bir uyum sağlayan sanatçıların kulu kırk yaran feyz alımları adeta albümden taşarcasına hissediliyor. Belli ki her sanatçı işini ciddiye alıp, konusuna tamamen hâkim,  severek ve sevdirerek müzik yapıyor. Malum bu tür sanatçıların sayısı günümüzde sınırlı.

Bir Rahbani Kardeşler bestesi olup Fairuz tarafından ünlendirilen ‘Ya Laure Hobouki’ ile açılışı yapan albüm, dinleyenleri 50’li ve 60’lı yıllardaki Beyrut’a taşıyor. Aynı kederli ve kavrayıcı yapıya sahip olan ve ilk defa efsanevi şarkıcı Hafez tarafından seslendirilen ‘Beny Ou Benak Eih’ adlı parça ise Mısırlı Gamal Al Kordy’nin enfes akordeon işlemesi ile albümün ilk dikkat çekeni. 

Sevgilim nakaratlarıyla artarak ilerleyen, albümle adaş olan parça bir Atlas- Brough özgün ortak çalışması olmasına rağmen genel yapı içerisinde sırıtmıyor. Bir Nina Simone klasiği olan ‘Black Is The Colour’ ise albümde karşımıza Akdeniz kabaresi olarak çıkıyor. Diğer önemli parçalar ise Frida Kahlo’nun şiirini müzikleştiren ‘La Vida Callada’ (Konuşulmayan Yaşam),  yine Rahbani Kardeşler tarafından Fairuz için bestelenen ‘La Teetab Alavi’, antik geleneksel bir beste olan ve uzun zamandan beri dinlediğim en başarılı taksim ile açılan ‘Lammebada’ ve albümün kapanışı yapan katmer katmer vokal işlemeli ‘El Nown’.

“Ana Hina” hiç şüphesiz Natacha Atlas’ın diğer çalışmalarının arasında üst sıralarda yer alacak bir üretim. Ülkemizde de yayımlanan sanatçının bu yeni çalışması nostaljiye önem verip mono kasetlerden Fairuz veya Ümmü Gülsüm dinleyenleri memnun etmenin yanı sıra bu tarza yeni kulak misafiri olanları vecit edecek nitelikte.

Bu çalışmasının dünya turnesi kapsamında “The Mazeeka Ensemble” ekibiyle Babylon sahnesinde 9 ve 10 Ocak akşamları yer alacak olan Natacha Atlas, kuşkusuz her iki gece boyunca doğu ve batı klasiklerini kendi tarzıyla yorumlayıp kaçırılmaması gereken masalsı bir ortam sergileyecek.