Neil Cowley Trio

Neil Cowley Trio

Neil Cowley Trio

Caz piyanistlerinin yaratıcı özellikleri oldum olası beni etkilemiştir. Cazın tarz olarak zaten karizması her fırsatta beni bilmediğim köşelere savurmuştur. Neil Cowley’de benim için böyle bir sanatçı, bir caz piyanisti. Klasik müzik eğitimi alan sanatçı, Emile Sandé, Gabrielle ve Brand New Heavies gibi ekipler ile çalışarak doğaçlama konusunda oldukça tecrübe kazandı. Caz piyanistliği unvanını almak için arşınladığı müzik patikası normal piyanistlere kıyasla oldukça farklı. Bu özelliği de zaten besteciliğine yansıyan en önemli unsurlardan biri. Hızlı, direk ve güçlü müzik yapan piyanist bazıları tarafından caza saldırgan bir koldan sokulduğunu iddia eder. Ancak benim için gizemli ve büyüleyici bir yaklaşım var.

Yapılan müzik hem rahatlatıcı hem de ayrıcalıklı bir özelliğe sahip. Bireysel enstrüman liderliğinde giden, arkasından kovalayan diğer enstrüman mantığından arınmış bir ritim formülü var ortada. İddialı olmanın eksine rahatlatıcı bir yapıya sahip caz kimyasına sahip olan üçlü, her unsuru tek tek profesyonelce bir araya getiriyor. Ortaya çıkan müzik ise sonsuzluk izlenimi veriyor.

İlk albümleri “Displaced” ile BBC tarafından o yılın en başarılı caz albümü ödülü ile haklı olarak taçlandırıldı. 2008’de bunu ikinci çalışmaları “Loud, Louder, Stop” takip etti. Her ne kadar bu albüm ödül almasa bile bence ilk albümün bıraktığı başarılı konumu müzik olarak bir üst seviyeye taşıdı. Bu sürdürülebilirlik üçüncü albümleri “Radio Silence” ile devam etti. Sanatsal ve doğrudanlık altyapısı üzerine kurgulanan bestelerin ulaştığı kitlede ona göre geniş oldu. Sadece caz severler ile kapmayıp rock ve popüler müzikseverlere ulaşmayı başaran üçlü, her çalışmaları ile çıtayı yükseltti. Bunun sonucu olarak doğan beklenti ise her seferinde fazlasıyla karşılandı.

Grubun Naim müzik firmasından çıkan en son üretimleri “The Face of Mount Molehill” ulaştığı atmosfer aşina olduğumuz bol ritmik bolluk ve melodik cazibe. Brian Eno ile yaptığı başarılı çalışmalardan tanıdığımız Leo Abrahams’ın atmosferik gitar ve ritimsel dokunuş efektleri albüm boyunca fazlasıyla hissediliyor. Temalar üzerine giden üçlü, yakaladıkları her ritmi sonuna kadar kovalıyor ve bunu yaparken de eğlence faktörünü göz ardı etmiyor. Titiz aranjmanlar, üçlünün arasında kurulan duygudaşlık sayesinde dinleyiciye sempatik bir paket içerisinde sunuluyor.

Her ne kadar her parça aynı kuvvette olmasa bile bir araya gelip oluşturdukları yapı oldukça sağlam. Pozitif bir çatı altında Neil Cowley, bağdaşık, dikkatle işlenmiş ve kavramsal bir müzik yapısı sunuyor. Ulaşılabilir müziği hedefleyen üçlü kanımca bunu fazlasıyla başarıyor. Müziklerini dinlerken hem caz, hem popüler, hem ritmik, hem sert, hem de yumuşak melodilere sizi savuruyor. Bu kadar farklılık sunabilen çok fazla ekip yok ortalıkta. Neil Cowley’nin tanımladığı gibi, müzikleri “hem yürek hem de ayaklar” için.

3 Kasım’da Salon İKSV’de sahne alacak olan bu üçlünün şimdiden konserinin fazlasıyla doyurucu olacağını iddia ederim…

Neil Cowley Trio

Neil Cowley Trio