Rupa And The April Fishes: Kötü Bir Şaka

[singlepic id=176 w=320 h=240 float=left]Bir Hintli kız, bir Musevi, bir Polonyalı ve bir siyahî müzisyen, hepsi sahneye çıkıp ellerinden farklı enstrümanlar ile dünya müziği ezgilerinden nağmeler döktürüyor, adeta kötü bir şaka gibi. Amerika’nın alternatif ve aydın kesiminin yer aldığı San Francisco’dan gelen Rupa & The April Fishes adlı ekip çok kültürel, dilsel, ekstra ulaşılabilir ve algılanabilir müziği ile Amerika’dan son dönemlerde çıkan en heyecan verici Dünya Müziği ekibi. Albümlerini dinleyince bir şakadan çok bir mucize olarak grubu algılıyorsunuz. Obama’nın Cumhurbaşkanlığına oynadığı bir ülkeden de böyle bir karmaşık harmanlama beklenir zaten. Uzun ömürlü olur veya olmaz bu tartışılır ancak şu an için ilk çık geçerli gibi.

Latin Amerika, indie, Arjantin Tangosu, Fransız şanson, Balkan Çingene, Amerikan folk, caz ve Hint ragası gibi birçok tarzı aynı havanda karışımıyla ortaya çıkan bir müziği temsil eden ekip, 2003 yılında solist Rupa’nın çabalarıyla bir araya geldi. Ed Baskerville (çello), Marcus Cohen (trompet), Isabel Douglass (akordeon), Aaron Kierbel (bateri ve perküsyon), Safa Shokrai (çift bas) ve Rupa (gitar/solist) altılısından oluşan ekip, farklı etnik ve müziksel birikimden geldiği için ortaya çıkan kimya kavrayıcı ve organik. Çıkar çıkmaz Dünya Müziği listelerine 3. sıradan giren “Extraordinary Rendition” adlı ilk albümleri bunun en gerçekçi yansıması.

[imagebrowser id=24]

Her grubun bir oluşum öyküsü olduğuna göre bizim Rupa & The April Fishes’in de kendine özgü bir öyküsü var. Rupa on dokuz yaşında tiyatro ve biyoloji eğitimi alırken şarkı bestelemeye başlamış. Yaşadıklarını müziksel (bu dönemde özellikle Amerikan folk ezgileri çevresinde) bir biçimde anlatmanın keyfine varan Rupa eline attığı ilk enstrüman olan gitar ile ciddi anlamda müzisyen olmaya karar verdi. Ancak klasik bir Hint ailesinden geldiği için baba baskısı yüzünden besteler ile cebelleşirken aynı zamanda eğitimini sürdürerek doktor oldu. Uzun süre çift kişilik (müzisyen ve doktor) ile yaşayan Rupa, her iki taraftan diğer mesleğini sakladı. Böylece müzisyen arkadaşları doktor olduğunu, doktor arkadaşları ise müzisyen olduğunu çok sonra öğrendi. Sabahları doktorculuk oynayan Rupa akşamları San Francisco’nun önde gelen barlarında uzun bir süre şarkı söyledi. Bu dönemde ise beste yapma yeteneğini fazlasıyla geliştiren sanatçı ilk meyvelerini Fransızca yazılan şarkılar şeklinde vermeye başladı.

Müziğin ağır basması sonucu Rupa, kendi düzleminde olabilecek sanatçılar ile çok-kültürlü bir grup kurmaya karar verdi. Her şeyin Amerikanlaştırıldığı bir ülkede yaşamasından dolayı tamamen aykırı yönde gitmeye karar veren Rupa, mümkün olduğu kadar farklı coğrafik tohumlardan gelen sanatçılar ile bir araya geldi. Grubun ana temelinin insanları pozitif yönde eğlendirmek olduğunu göz önünde bulundurursak ekip bu ana kavramı temsil etmek üzere kendilerine enteresan bir isim arayışına girdi. Fazla düşünmeye gerek kalmadan Fransızların bir Nisan gününde insanların arkalarına şaka olsun diye yapıştırdıkları kâğıttan yapılmış balık geleneğinden yola çıkarak Rupa & The April Fishes adı doğdu.

Grubun temel taşları bir araya geldikten sonra ekip Amerika’nın her yerde dominant olarak kendi kültürünü zoraki işlemek istemesine karşı gelerek ağırlıkta Fransızca parçalar besteleyip icra etmeye karar verdi. Fransızcayı zaten ana dili gibi konuşan Rupa için bu sütten kıl çekmek kadar kolaydı. Herkesin İngilizce şarkı söylemek için ıkındığı müzik dünyasında ağırlıkta Fransızca şarkılar söylemek ise oldukça cüretkâr bir hareket. Maalesef basmakalıp zihniyetlerden oluşan müzik dünyasında birçok şirket sadece bu nedenden dolayı kapısını gruba açmadı bile. Ta ki karşılarına eski Putomayo yöneticisi Jacob Edgar’ın yeni şirketi Cumbancha çıkana kadar grup epeyi bir süre sayısız kapı çaldı. Grubun müziğine ilk dinleyişte âşık olan Jacob Edgar İngilizce şarkı olmamasını dert etmeden hemen sözleşmeye imza bastı.

Özellikle 11 Eylül vakasından sonra Amerika’nın yabancı olan her şeye gösterdiği nefret ve tepkiden dolayı ekip üzerine basa basa Amerika’dan uzak müziksel sınırlarına sokulmaya karar verdi. Zira onlara göre dili anlamasan bile farklı olan bir şey güzel ve bağlayıcı olabilir. Müziğin tutku, iyimserlik, insanlık ve itibar unsurlarını yaşatan en mucizevî oluşum olduğunun bilinciyle ekip kontrolden çıkmak üzere olan bir dünyada insanların birbiri ile etkileşimi, seyahat etmek hevesini ve özellikle farklı kültürlere olan merakı uyandırmak çabasında.

On üç parçadan oluşan “Extraordinary Rendition” ağırlıkta aşk üzerine. Grubun farklı katmerlerde yer alan aşk tanımı, paradoksal iyilik ve kötülük kavramı ve kişisel politik duruşu albümün adında birebir yansıyor. Acıklı aşk konularının aksine kaybolan aşk, dayanılmaz korku altındaki aşk, sınırlar ötesi aşk, kısıtlı yaşamlar içindeki aşk ana konularını ele alan albüm, adeta aşkın farklı türevlerin ağırlıkta Fransızca sözlere ile bezenmiş müziksel yansıması. Fransızcanın yanı sıra araya serpiştirilmiş İspanyolca, İngilizce ve Urduca sözler dinleyenlerin kişiliğini açan bir katalizör niteliğinde. Açıkçası ekip insanlığın birlikteliğini müzik sayesinde irdeliyor. Coğrafik ve metafizik sınırların varlığının paradoksal bir biçimde ön planda olduğu bir dönemde ekip ortaya dengeli bir tahterevalli ile çıkıyor.

Albüm boyunca Rupa’nın vokalleri genç ve esnek, temiz ve yakalayıcı; yüksek tonları mükemmel dokunup sessizliğe süzülebilen sanatçı, ilk çalışmaları olmasına rağmen vokal basımından oldukça gelişmiş durumda. Grubun yaptığı müzik ise sadece eğlenceli ve özgün; her dinlemede içinize bir kat daha sinen türden.

RUPA AND THE APRIL FISHES “Une americaine a Paris” Directed By DUGAN O’NEAL from Dugan O’Neal on Vimeo.