Verneri Pohloja ve Bullhorn

Verneri Pohjola

Verneri Pohjola

Kuzey Avrupa caz semalarından gelen üretimler öyle ya da böyle birazcık daha müzikseverlerin kulaklarını kabartmaya mahal veriyor. En azından benim için öyle zira bu coğrafyadan çıkan heyecan dolu ritimler var ve bu merakımı kamçılıyor. Evet, caz dipsiz bir kuyu ve yaratıcılığa her zaman açık bir tarz, ancak bunu her müzisyen yakalayamıyor. Tarzın dinamikleri bazılarına çok hızlı geliyor, yüzeyinden sekip kendi sınırlı dünyalarına geri dönmelerine vesile oluyor. Benim için caz kulvarında söz sahibi olan belli başlı ülkeler ne yazık ki bu sınırlılığa sığındı. Oysa Kuzey Avrupa öyle değil. Hodri Meydan caz yapabilecek dinamiklere ve yaratıcılığa sahipler. Üretimlerin hepsi çene düşüren boyutta olmasa bile bazıları çene kapattırmayacak düzeyde.

Her ne kadar Finlandiya minnacık bir ülke olsa da, pek çok ülkeye kıyasla büyük ölçekte bir caz camiasına sahip. Verneri Pohloja’da benim için Finlandiya’dan uzun zamandan beri çıkan ve yakından takip edip, kucaklayıcı kulaklar ile dinlediğim bir müzik adamı. Bu yılın başında yeni firması Edition Records (Phronesis, Tim Garland ve Oddarrang’ın bulunduğu firma) ile üçüncü albümü “Bullhorn”  ile yeniden gündeme düştü. Zaman zaman hissedilen yoğunlaştırılmış melodiler zorlayıcı özelliği olabilen Ambrose Akinmusire gibi dominant ve keskin değil. Aksine ayrıştırılmış bütünsel bir melodi süzmesi. Toparlayıcı özelliklere sahip olan ritimler kendi içlerinde bağımsızlıklarını ilan ederken aslında bir bütünlüğü de besliyor.

Sanatçı ilk defa karşımıza Münih merkezli ACT Müzik firmasından çıkan “Aurora” çalışmasıyla göz kırptı. Şubat 2014’de Edition Records ile üç albümlük sözleşme imzalayan sanatçı zincirlemenin ilk halkasını bir yıl sonra keyfimize sunuyor. Belli ki Edition Records’da bünyesinde sağlam bir Finlandiya caz ordusu kuruyor. Bu arada Norveçli trompetçi Marius Neset’in de Edition’dan ayrılıp ACT’e üç albümlük bir anlaşmayla transfer olduğunu da belirtmekte fayda var. Sanki değiş tokuş yapılmış gibi.  Albümdeki derinlik geleceğe açılan bir sorumlu yelken idi. Kendine özgü tarzı ile hemen bir farkındalık yaratan trompetçi aynı çizgisini sürdürüyor. Bu eserindeki ortak emekçileri piyanoda Aki Rissanen, basta Antti Lötjönen ve bateride Teppo Mäkynen.

“Bullhorn” azimli orijinal parçalardan oluşuyor. 36 yaşında olan bu genç sanatçı yeni üretimi ile olgunluk sinyalleri veriyor. Babası basçı Pekka Pohloja’nın yanında yetişip caz tozu yutan Verneri bu albümünde heyecan unsurunu besliyor. Tutku ile birleştirilen ritimler, lirik altyapı ile sarmalanarak algı değeri yüksek birer eser olarak müzikseverlere sunuluyor.  Sanatçının olgunluğu hemen ilk parça ‘Another Day’de kendisini gösteriyor. Miles havasında parçaya girişi, dinleyici ile hemen empati kuruyor ve üflenen nefes tüylerinizi diken diken edebilecek özellikte. Sade ama dokunaklı melodiler cazibe dozajını besliyor. Sabır ile işlenen ritimler albüm boyunca kuvvetli bir karakter olarak müziğin yapısını oluşturuyor. Müzik esnasında oluşturulan aralıklar doğaçlama havası verirken aslında sağlam bir plan ve kurgu var karşımızda. ‘Girls of Costa Rica’ çınlayan zil temposuyla müziğe dram katıyor adeta Whiplash film müziğinde yer almış bir eser gibi. Elbette Miles’ın ’Filles de Kilimanjaro’ parçasına da gönderme de bulunuyor. Yanlış anlaşılması Pohjola hiçbir şekilde Miles kopyası değil. Öte yandan bir furya haline dönüşen Nordik Caz Moda’sından da mümkün olduğu kadar uzak duruyor. Albümü adıyla taçlandıran ‘Bullhorn’ trompetçinin takdire şayan yelpazesini, erişkinliğini ve enstrümanına kusursuz bir şekilde hâkimiyetini kanıtlayan bir parça. Kesinlikle tüm albümün özetini ve felsefesini kulaklarınıza seriyor. Belli ki çok fazla kaynaktan besleniyor ama bunun içerisinde kendi stili ise hakkıyla sıyrılıyor.

Duygu yüklü olan bu müzik paketi fazlasıyla sayısız defa dinlenmeyi hak ediyor. Pohjola’nın kişilikli müziği ağırbaşlı ve klişelerden arınmış melodi yapısı şüphesiz bu yılın en başarılı albümlerinden biri olarak şimdiden yerini alıyor.

Verneri Pohjola

Verneri Pohjola