₺180
₺180

Sizleri rahatsız ediyor mu bilmiyorum, ama son zamanlarda ben ₺20 ile ₺180 günlük bütçelerle, sanki dünya fethedilirmişçesine dolaşanların haberlerine takılmış durumdayım. İlk başlarda gülüp geçiyordum ama bir modaymış gibi sürekli aynı haberler haftadan haftaya manşetlere taşınınca biraz doğru olup olmamasından bağımsız olarak bir şey tekrarlandıkça insana doğru gelmeye başlar korkusuna büründüm. Mesleğim olmasa körkütük inanıp devam ederim okumaya ama artık bir ses verme zamanı geldi.

Gerçekçi olalım, ne kadar hippi, bağımsız, sürüngen gezgin olursanız olun böyle tutarlar ile seyahat etmeniz biraz na mümkün, hatta imkansız. Şimdi yazılan makalelere şöyle bir bakıyorum, bir çiftin canına tak dedi, kendilerini vurdu yollara, harcıyor günde 40 lira, oldu sana seyyah. Bu arada herkes ne kadar kolay seyyah oluyor bu devirde. Tüm makalelerin genel kurgusunu bu cümle ve türevleri üzerine kurulu. Bazen çiftler tekil veya üçlü şahsiyetler ile değişiyor ve ona göre de (bir zahmet) bütçeler değişiyor. Ama ₺180’yi aşanı pek okumadım. Dedim ya okuya okuya yalanı olur sana gerçek. İnanmaya mı başladım ne…

Neyse, böyle bir gerçeklik zor, hele hele böyle bütçeleri cesurca dile getirip paylaşılan fotoğrafların örtüşmemesine ne demeli. Ne hikmet ise bu tür sürüngen gezgin mutlaka Taj Mahal’a gidiyor; fotoğrafların yalancısıyım. Şu an Taj Mahal’in girişi 1.000 Rupee yani ortalama kişi başı 15 USD yani etti mi sana ₺110. Gitti daha başlamadan ₺110 kaldı elde ₺70, dikkat ederseniz en üst bütçeden hareket ediyorum, ne de olsa insaflı olmak lazım, empati kuruyorum. Günlük ₺40 bütçe ile seyyah olanlar gitti şimdiden sifondan aşağıya. Veya Dünya’nın en güzel tren rotalarını yapmak, zirvelere çıkmak, dalmak, zıplamak, yemek, içmek hepsi bir para.

Demiyorum ki bu asla doğru değildir, elbette gerçeklik payı olabilir ancak lütfen paylaşılan görseller ile deklere edilen bütçelere bir bakın. O kadar ülke gezdim ve dolaştım, tamam en leş yerlerde kalmadım (neden kalayım ayrıca) ama örtüşmüyor. Ortada doğru olmayan bir nokta var. Mesela biz Türklerin en büyük meselesi vize. Kolay vize alsak bile bedava değil. Hindistan, Nepal, Vietnam, Kamboçya, Laos, Myanmar hepsi vizeli, acaba başlıkla söz konusu bütçeye vizeler dahil değil mi yazmak gere. Ya ulaşım, ya konaklama, ya yemek, ya sağlık, ya girişler, ya vergiler.

Eğri oturup doğru konuşalım bu bütçeler ile dünya turu olmaz, olamaz. Olsa bile mutlaka satır araları olmak zorunda. Nasıl ucuza bir gezi satın alırsınız ama size ayrıca fiyata dahil olmayanların listesini ayrıca iletirler; aynen benzer kurgu. Alt alta koyunca evdeki hesap çarşıya uymaz. Bu da öyle bir durum, temel fiyat belli ama buna neler dahil neler dahil değil bir muamma içerisinde. Ancak benzer haberler, bir nimetmiş, herkesi bekliyor, sanki bedava dağıtılıyormuşçasına, hiç açmazı yokmuşçasına, ucuz etin yahnisi yavan olmazmızcasına manşet, sürmanşet basılıyor. Var elbette alıcısı her şeyin olduğu gibi. Ama biraz nizam gerekir.Ne demiş Atalarımız olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş.

Doğru olup olmamasından bağımsız olarak bir şey tekrarlandıkça insana doğru gelmeye başlar. Bunu bilmek, propaganda tuzağına düşmeyi engelleyebilir.

Dip Not:

Cidden bu işe kafayı taktıysanız o zaman zamanında buna kafa yormuş olan ve çok değerli bilgiler ile karşınıza çıkan Matthew Kepnes’in “how to travel the world on $50 a day: travel cheaper, longer, smarter” adlı kitabını okumanızı öneririm. Her hafta önümüze sürüldüğü gibi iş kolay değil, bu bir mantık ve felsefe gerektiren ayrı bir uğraş. Ama şu da var ki Matthew 50 USD kişi başına bütçe biçmiş eder ₺390 günde, kişi başı…