Lullabies from The Axis Of Evil
Lullabies from The Axis Of Evil
29 Ocak 2002 tarihinde Özgür Dünyanın o zamanki Cumhurbaşkanı George W. Bush ulusa seslenişinde ilk defa ve daha sonra efsaneleşen “Kötülüğün Ekseni” diye bir ibare kullandı. Bu konuşmasında Sn. Bush İran, Irak, Suriye, Kuzey Kore ve bu ülkelerin tüm “müttefiklerini” Amerika Birleşik Devletinin ve özgür, demokratik dünyanın düşmanı olarak ilan etti. Dünyanın en büyük kuvveti tarafından daha sonra yapılan pek çok açıklamada aynı sav korundu ve böylece terörizm üzerine açılan savaş sadece teröristleri kapsamayıp bütün bir ulusu, halkı ve kültürü bu kategoriye soktu.

Aslında 11 Eylül 2001’den çok daha önce var olan ancak bir türlü su yüzü göremeyen bu sav böylece Amerika Birleşik Devletleri tarafından adeta resmileştirildi. Ne yazık ki bu savın karşısında durabilen alternatif bir ses ortaya çıkması veya çıkarılması. Böyle bir iddiayı ortaya atmakla Sn. Bush önyargı ve ayrımcılığı teşvik etmenin yanı sıra insanların akıllarında sınırlar, duvarlar ve düşman bariyerleri oluşturdu.

Ne yazık ki bu sınırlar gerçekleri yansıtmaktan öte nefret ile beslenen bir yanılsama yarattı. Barış içerisinde yaşayan insanlar arasında korku, şüphe ve en önemlisi nefrete gebe oldu.Sonucu hiç düşünülmeden ortaya atılan bu tür savların doğurduğu kültürler ve halklar arasında uçurumun farkına varan Erik Hillestad adlı bir müzik yapımcı, kendi çapında bu tür bir uçurumun ancak müzik ile kapanacağını düşünerek kolları sıvadı.

İnsanoğlunun en temel ve derin iletişim aracının müzik olduğuna inanan Hillestad, bu tanımı biraz daha irdeleyerek “Kötülüğün Ekseni” olarak sınıflandırılan bu ülkelerdeki ninnilere yönelmeye karar verdi. Zira ona göre ninniler fikirlerin, duyguların ve dokunuşların başladığı nokta. Anne, baba, kardeş ile bebekler arasındaki en temel iletişim aracı. Evrensel ve kültürel bir dil…

Erik Hillestad arşiv araştırmalarına başladığında farklı ülkelerden gelen farklı ninniler arasındaki estetiksel, müziksel ve sözsel benzerlikleri keşfetti. Zira ninnilerin temel içerikleri aynı müziksel yapı üzerine kurulu olduğunu algıladı. İşin özünde ninniler dil, mecaz, düzen, içerik ve din farklılıklarına rağmen dünyamızın kültürlerinin bir araya geldiği, harmanlandığı bir havan. Asıl işte kültürel farklılıklar bu noktadan çok sesliliğe dağılan bir yelpaze, ama işin başında hepsi aynı.

Bu araştırmalar sonucunda ninnilerin değerini fark eden Erik Hillestad, hemen Amerika’nın düşman sınıfına soktuğu ülkelerden ninniler toplamaya başladı. Bir yıllık bir araştırmanın sonucunda toplanan sayısız ninniden on beş tanesini seçen bu barış adamı daha sonra bu eşsiz melodileri üzerine kaydedilecek mükemmel kadın sesleri aramaya başladı. Neden kadın sesi diye sorulduğunda ise Erik Hillestad, erkek sesinin mevcut olan dünyada zaten fazla dominant olduğunu, zira tüm kötülüklerin ve savaş deklarasyonlarının erkek sesinden çıktığına, inandığının altını çiziyor.

Bu tür barışçıl bir çalışma için kadın sesinin çok daha ideal olduğunu kabul eden yapımcı, diğer önemli bir konu olan Orta Doğu ülkelerinde kadınların hala ne yazık ki arka plana atıldıklarını ve bu tür çalışmalarla ön plana çıkacaklarının altını çizmeyi de ihmal etmiyor. Zira dünyanın bu kısmında kadınların sesi çok nadir duyuluyor. Albümün yapımı ile ilgili bir diğer ilginç konu ise, Erik Hillestad bu çalışmaya katkıda bulunmak için Batılı sanatçılara yolladığı açık davete gelen cevaplar.

Bunların arasında daveti anından reddedenlerin ağırlıkta olduğunu söyleyen yapımcı, albümün kitapçığında çoğu sanatçının veya müzik şirketinin böyle bir projede yer almanın çok riski olduğunu ifade ettiğini belirtiyor. Asıl korku ise Amerika’nın böyle bir projede yer aldığını fark ettiği an söz konusu sanatçıya boykot uygulaması. Özgür Dünyadan korkan özgür sanatçılar, korkunç bir çelişki ne yazık ki.On beş parçadan oluşan ve Norveçli Kirkelig Kulturverksted (KKV) etiketi ile 2004 tarihinde piyasaya sürülen albüm tek kelime ile bulunmaz bir müziksel cevher. Orta Doğu’daki ağırlıkta anne olan kadın sanatçılar ile batıdaki meslektaşlarının birbirine işlediği her parça, ilk andan itibaren kalitesini hissettiriyor.

Albümde İran, Irak, Afganistan, Filistin, Suriye, Küba ve Kuzey Kore gibi “Kötülüğün Ekseni” olarak kabul edilen ülkelerden gelen kadın sanatçılara İngiltere, İsveç, Meksika, Norveç, Amerika, İskoçya ve Danimarka’dan gelen kadın sanatçılar arasında tam bir örgüsel sentez mevcut. Bu eşsiz çalışma açılışı İranlı Masha Vahdat ve İngiliz Sarah Jones Morris’in birlikte seslendirdiği ‘Sad Sol’ (Sen, Benim Kaderim) adlı geleneksel İran ninnisi ile yapıyor. Bunu sırasıyla Afganistan’dan Irak’a, Filistin’den Suriye’ye, Küba’dan Kuzey Kore’ye ninniler takip ediyor.Norveçli sanatçıların eşliğinde yaklaşık üç yıllık bir çalışmanın ürünü olan “Lullabies from The Axis Of Evil” yayınlandığı her ülkede satış rekorları kırarken, dünya çapında bir müzikal efsaneye dönüştü.

Ne yazık ki ülkemizde hala yayınlanmadı ve yakın gelecekte de yayınlanacak gibi değil. Oysa albüm gönül bahçenizi titreten bir çalışma. Savaşa ve savaşın yol açtığı yıkıma ninnilerle tepki gösteren, onun yok edici zararlarını ağıtlar yerine ninnilerle kucaklayan kadın sanatçıların oluşturduğu bu albüm. Hala göz ardı ettiğimiz savaşların acısını ham olarak yüzünüze vuran ve insanların nelere kadir olabileceği gerçeğini aklınıza kazıyan “Lullabies from The Axis Of Evil” edinilmesi gereken mutlak bir çalışma. Ama sağ olsun Spotify ve benzeri kurumlar…