Hindustânî Klâsik Müzik
Hindustânî Klâsik Müzik

Hint yarımadasının Klâsik müziği, insanlığın ortak kültür mirasının en gelişmiş ifâde tarzlarından biri olup zengin bir geçmişe sahiptir. Kökleri 5000 yıl öncesine, kadîm Indus uygarlığına kadar uzanır. Günümüzde Pakistandaki Sind bölgesinde yer alan Indus Vadisi’nin önemli merkezleri Harappa ve Mohenho Daro’da yapılan kazılarda telli, üflemeli ve vurmalı birçok sazın izlerine rastlanmıştır.

Hint müziğinin en eski biçimi, Hindu kutsal metinleri olan Vedaların bir ezgi eşliğinde okunmasına dayanmaktadır. En eski örnekleri Rig Veda ve Sama Veda’da bulunan ve bugün hâlâ yaşayan köklü bir geleneğe dayanır. Hint müziğine ilişkin en eski inceleme olan Natya Şastra 2000 yıl önce yazılmış olup sözlü ve sözsüz müzik ve danslarla ilgili ayrıntılı bilgiler içerir. Eski dönemin müzikle ilgili diğer önemli eseleri Brihaddeşi ve Sangît Ratnakar’dır.

XII. yüzyılda Sarangdev tarafından yazılan Sangît Ratnakar, bölgeye Müslümanların gelmesinden önceki dönemde icrâ edilen müziklerle ilgili kıymetli bilgiler içerir ve Hint müziğinin Vedalar döneminden sonraki gelişimini gözler önüne serer. Sangît Ratnakar’da bu dönemden sonra Vedaların yerine “raag” adı verilen değişik makamların kullanılmaya başladığı bilgisi yer alır. Kitapta ayrıca, kullanılan müzik âletlerinin de ayrıntılı tasvirlerini bulmak mümkündür. Verilen bilgilere göre bu dönemde müzik hâlâ din esaslı olup, daha çok tapınaklardaki âyinler sırasında ibâdet amacıyla icrâ edilmiştir.

Hint müziği, XI. yüzyılın sonlarında bölgeye Müslümanların egemen olması ile birçok yeniliklere sahne olmuştur. İslâm etkisi, müzikal tarz ve yapıya farklı bir bakış açısı getirmiş, bu da zaman içerisinde Hindu ve Müslüman geleneklerinin kendine has bir karışımına dönüşmüştür. Kuzey Hindistan’da bugün de yaşayan bu karışım Hindustan Müziği olarak tanınmaktadır. Bu eşsiz bileşim yeni “raag”lar ve kavvâlî, terâne, hayâl ve tumrî gibi yeni tarzların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Rebâb, sarod, sitar, tabla, santur ve nağğara gibi çalgılar bu dönemde geliştirilmiş ve Hint müziğine dâhil edilmiştir.

Hint müziğinin Müslüman kültürle ilk karşılaşması, Hindu tapınak müziklerinin câzibesine kapılan sûfî dervişler aracılığı ile olmuştur. Sûfî dervişler, bu müziğin bölgenin yerli halkının günlük yaşamında büyük önemi olduğunu fark ederek, İslâm’ın öğretilerini yaymakta kullanmışlardır. Başta Hazret Amir Khosro (Emîr Hüsrev) olmak üzere birçok mânevî önder düzenledikleri semâ ve kavvâlî toplantıları ile İslâm’ı yaymışlardır.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here