The Rough Guide to Arabic Cafe

Kahvehaneler her ne kadar güncel hayatımızda zaman geçtikçe önemini ve eski şaşalı günlerini kaybetse bile, sosyal hayatın aslında vazgeçilmez bir parçası. Özellikle Arap ülkelerinde kahvenin sosyal tarihi aslında irdelendiğinde kahvehanelerin tarihi ile birebir paralellik gösteriyor zira biri ürün diğeri ise ürünün halk ile buluştuğu nokta. Kral Süleyman zamanında keşfedildiği veya bir Etiyopyalı çobanın koyunları sayesinde keşfettiği kahve etrafında dönen çok fazla efsane var ancak gerçek tam olarak ortaya çıkmış değil.

Fakat bizim konumuz gereği önemli olan unsur kahvenin bir içecek olarak ilk defa içilmeye başlanması. Bu da bizi yaklaşık bin yıl önce Arap Yarımadasına götürüyor. Kahve içmenin zamanla bir ritüele dönüşmesi ise doğal olarak kahvehanelerin oluşmasına neden oluyor ve bu amaçla karşımıza ilk kahvehane – birçok alternatif var ancak ben bize yakın olanı yazacağım- 1475 yılında Konstantinopolis’te çıkıyor.

Al-Nahda (uyanış veya Rönesans) sayesinde kahvehaneler 19. yüzyıl sonrasından itibaren mantar gibi tüm Arap âlemine yayılmaya başladı.

Bununla birlikte müziksel ve kültürel bilinçlenme de canlandı. Geçen yüzyıllar boyunca kahvehanenin değişmeyen en büyük özelliği, sosyal bir zaman geçirme mekânı olması. Ve doğal olarak bu sosyal mekânda olmazsa olmaz bir diğer önemli unsur ise müzik…

Dünya Müziğinin öncü şirketlerinden biri olan World Music Network kahvehaneleri baz alarak buralarda çalınan parçaları arşivlemeye karar verdi. Bu kavram içerisinde karşımıza çıkan ilk çalışma Arap Yarımadası’ndaki kahvehaneleri temel alarak oluşturulan “The Rough Guide to Arabic Cafe” adlı toplama.  Söz konusu toplama bizleri günümüz Ortadoğu kahvehanelerine götürüp bir masaya oturtup sıcak bir kahve söylüyor. Biz kahvemizi yudumlarken arka planda kulağımızın gelgit yaşadığı eşsiz Arap ezgilerinin en güzel örnekleri bu toplamada bir araya geliyor. Albümde farklı Arap kahvehanelerinden gelen on altı parça ile tanışma imkânına sahip oluyoruz.

Arap ezgilerine derin ve bilinçli bir şekilde dalan çalışma günümüz ve geçmişten gelen sanatçıların cezp edici bestelerini biz dünya müziği severler ile paylaşıyor. Toplama İsrail doğumlu Filistinli şarkıcı ve aktris Amal Murkus’un seslendirdiği geleneksel bir Arap bestesi olan ‘Ya Oud’ ile bizleri karşılıyor. Joan Baez, Mercedes Sosa ve Glykeria gibi sanatçılar ile çalışmış olan Murkus bizleri sade ve eşsiz vokalleri ile günümüz Arap dünyasındaki bir müziksel şölene götürüyor. Albüm daha sonra Suriyeli ud virtüözü Amer Amouri’den gelen enfes ‘Al Mashdal’ adlı taksim ile dinleyenleri derinliğine kabul ediyor.

Mısırlı bir polis bandosunun İsrail’de konser vermek üzere yola çıkmasını ancak havalimanında mahsur kalıp adı sanı duyulmamış bir çöl kasabasında konser vermesini konu alan 2007 tarihli “The Bands Visit” adlı filmde ilk defa duyduğumuz ‘Kool Shee Helo’ adlı parça sırada yerini alıyor. Bu arada hemen belirtmekte fayda var, besteci Habib Şehadeh Hana imzası taşıyan bu film müziği İsrail’in Oscar’ı ile taçlandırıldı. Albüm daha sonra sırasıyla Hamdi Ahmed, Mohammed Roşdi, Oum Kalthoum namı değer Ümmi Gülsüm ve Mahmoud Fadl gibi Arap müzik dünyasının efsanelerini konuk ediyor. Her bir sanatçıdan tercih edilen parçalar ise en şaşalı dönemlerini yansıtıyor. Özellikle Arap dünyasının gelmiş geçmiş en meşhur kadın vokali olan 1975’de hayata gözlerini yuman Ümmi Gülsüm’ün seslendirdiği 1935 tarihli ‘Ayoha Al Raieh’  dinleyenin tüylerini her defasında diken diken yapmayı başarıyor.

Bir saatin üzerinde olan albümde diğer dikkat çeken parçalar Rachid Taha tarafından uluslar arası üne kavuşturulan, Cezayirli Abdurrahman Armani bestesi olan ‘Ya Rayah’ın özgün kaydı; Arap şiirlerini müziğe uyarlamasıyla ün yapan Gazi Abdel Baki’nin Arap dünyasının en ünlü aktrislerinden biri olan Asmahan ile özleşen ‘Ya Habibi’ parçasının yorumu ve politik aktivist Michel Elefteriades tarafından inzivadaki hayatından çıkartılıp tekrar stüdyoya sokulan Lübnanlı Tony Hann’nın Yugoslav Nefesliler grubu ile kaydettiği ‘Lamma Bada’ parçası. Hepsi birbirinden farklı skalalara uzanan parçaların toplandığı albüm, Arap dünyasının güncel ve geçmiş müzik tarihinden eşsiz kesitler sunuyor.

Bizlere yakın ancak bir o kadar da uzak olan Suriye’den Lübnan’a, Filistin’den Cezayir’e, Mısır’dan Suudi Arabistan’a uzanan kahvehanelerde dolaştıran “The Rough Guide to Arabic Cafe” kahve esansları arasında dinlenilmesi gereken başarılı bir çalışma.