The Orchestra of the Age of Enlightenment

30 Nisan akşamı İşsanat dünyanın en önemli dönem enstrümanları çalan orkestrasını ağırlayacak. 1986 yılında kendi kendini yöneten bir orkestra felsefesi üzerine temelleri atılan “The Orchestra of the Age of Enlightenment” (Aydınlanma Çağı’nın Orkestrası-kısaca OAE)  adlı ekip, her zaman kendi kontrolü içerisinde olacak bir sanatsal kavram yarattı. Bu orkestrada kalıcı bir şef yok, orkestra müzik repertuarına göre ve kendilerine uyacağını hissettiği şefleri müziksel işbirliğine davet ediyor. Bu birlikteliğin devamı geliyor veya gelmiyor ancak her zaman davet eden OAE sanatçıları oluyor. Yirmi bir yıllık geçmişine bakınca orkestranın tayin ettiği “Onursal Konuk Şefler” olduğunu görüyoruz. Bunlar arasında ön plana çıkanlar Sir Simon rattle ve Ivan Fischer.

Dünyanın önde gelen tüm müzik devlerine ellinin üzerinde kayıt yapmış olan OAE’nin Henry Purcell’den, Verdi’ye kadar oldukça kapsamlı yelpazesi var. Ağırlıkta 18. yüzyıl müzikleri ekseninde bir repertuara sahip olan OAE en önemli ayrıcalığı dönem enstrümanları kullanarak yaratıyor. Sir Charles Mackerras, Andreas Scholl, Emanuel Ax, Gustav Leonhardt, David Daniels ve René Jacobs gibi çok değerli sanatçılarla çalışan ekip 21. yüzyılda klasik müzik severleri kullandıkları dönem enstrümanları ile söz konusu çağa götürüyor. Müzik dünyasının nefesini tutarak izlediği bu dinamik, yaratıcı ve öncü orkestrayı Londra’da yakaladık ve sizler için söyleştik.

Henry Purcell
Henry Purcell

Türkiye’ye ilk defa geliyorsunuz ve Türk seyircisi sizleri yakından tanıma imkanı yakalayacak. Yinede biraz “The Orchestra of the Age of Enlightenment” (OAE)’nin oluşumundan bahseder misiniz?

Memnuniyetle! OAE 1986 yılında kuruldu. O zamanlarda dönem enstrümanı kullanan birkaç Orkestra vardı ancak hepsinin bir orkestra şefi vardı. Davet ettikleri orkestra şefi ile istedikleri zaman çalmak isteyen birkaç çalgıcı bir araya gelip kendi orkestrasını kurdu. Böylece farklı farklı şefler kurulan orkestrayı yönetmek için davet edildi bunların arasında bazıları dönem enstrümanlarından oluşan bir orkestrayı yönetmemişti bile.

Neden “The Orchestra of the Age of Enlightenment” (OAE)?

Repertuarımızın çekirdeğini oluşturan müziğin dönemine (aşağı yukarı 18. yüzyılın ortasından 19. yüzyılın ortasına kadarki süre)  gönderme yapan bir isim. Aynı zamanda araştırma, yenilikçilik ve keşifçiliğin var olduğu “aydınlanma” dönemine referans yapıyoruz zira bu bizim için çok önemli.

Ne tür müzikler sizlere ilham kaynağı oldu ve OAE’nin oluşumunda önemli rol oynadı?

İlk başlangıçta erken dönem müzikleri üzerine yoğunlaşmıştık ancak yıllar geçtikçe OAE’nin repertuarımızı Dvorak, Rossini, Wagner ve Tchaikovsky gibi eşsiz sanatçıların bestelerini dahil ederek genişlettik. Hatta özellikle OAE için bestelenmiş olan özgün besteleri bile çaldık. Az öncede bahsettiğimiz üzere, OAE her hangi bir şefin kontrolünde olmayan, sadece orkestranın davet etmek istediği şeflerle çalacak, özellikle özgür bir orkestra oluşturmak arzusu ile kuruldu.

OAE’nin otantik dönem enstrümanları çaldığını biliyorum, bunları bizlere örneklemeniz mümkün mü?

OAE çaldığı dönem müziğine uygun olan enstrümanları kullanmakta. Örnekler dönemlere göre değişebilir ancak bunların arasında kedi barsağından yapılmış tellere sahip viyolin ve supabı olmayan nefesliler en dikkat çekenleri.

Teknolojinin büyüme hızını göz önüne alırsak, dönem enstrümanları kullananın avantajı nedir? Daha mı iyiler?

Dönem enstrümanları çok daha otantik ve farklı bir sese sahip. Modern bir orkestraya kıyasla genelde ses sentezi çok daha az “cilalanmış/parlatılmış” durumda, ancak bu kesinlikle daha heyecan verici bir performans yaratıyor. Dönem enstrümanları çalmanın çok fazla teknik zorlukları var fakat bu kadar emeğe değdiğini biliyoruz!

OAE’de kullanılan en heyecan verici enstrüman hangisi?

Hepsi çok heyecan verici! Fakat büyük olasılıkla kullandığımız en olağandışı enstrüman Theorbo (erken dönemlere ait, uda benzer çifte saplı çalgı aleti) veya Ophicleide (bas tubaya benzeyen nefesli bir erken dönem çalgı aleti), ne yazık ki her ikisi de İstanbul konserinde olmayacak. İstanbul konserinde kullanılacak her enstrüman günümüz seyircisine yabancı olmayacak ancak yakına gelip detaylı bakıldığında modern enstrümanlara kıyasla farklılıklar hemen görülecektir.

Çaldığınız besteler özgün halleri ile mi ircaa ediliyor yoksa yeniden aranje ediliyor mu?

Genelde yazıldıkları halleri ile ircaa ediliyorlar ancak bazen bizimle çalışan şefin yorumuna göre değişiklikler olabiliyor.

OAE yer alan her müzisyen aynı zamanda birincil şef olabiliyor, bu çok ender rastlanan bir özellik. Lütfen bunun performanslarınıza nasıl yansıdığını açıklar mısınız?

Aslında bu tam doğru bir tanımlama değil. Orkestranın genellikle sabit bir şefi yok ve ağırlıkta performans esnasında yönetim orkestra liderinde oluyor. OAE’nin özelliklerinden biri müzik yapılırken ki doğal işbirliği ve bu hiç şüphesiz şefi olmayan bir orkestra için çok önemli bir faktör. Her ne kadar bir şefimiz olmasa bile üç “müvekkil sanatçı” ile düzenli olarak çalışıyoruz. Bunlar Iván Fischer, Vladimir Jurowski ve Sir Simon Rattle.

Daha ilk başlarken OAE’nin 21 yıl devam edeceğini hiç düşündünüz mü?

Muhtemelen hayır! Ancak OAE ile ilgili en olağanüstü geç geçen yıllar içerisinde olgunlaşıp gelişmesi – 21 yıl önce yepyeni bir orkestra idi ve şimdi dünyadaki en üst orkestralardan biri olarak kabul ediliyor. Daha çok uzun yıllar ortalıkta olmayı umuyoruz!

Orkestranın kuruluşundan bu yana OAE’nin gelişimindeki en büyük değişiklik ne oldu?

Zannedersem uluslar arası önemli bir Orkestraya dönüşmüş olmamız ve günümüzde dönem müziklerinin çok popüler olduğu gerçeği. Son 21 yıldan beri elimizden geldiği kadar yenilikçi olmaya çalıştık, her zaman yeni repertuarlar ve bunları icra etme yöntemleri araştırdık. Örnek vermek gerekirse Henry Purcell’in “Dido ve Aeneas” operasını kuklalarla sahneledik!

Teknolojinin büyüme hızını göz önüne alırsak, bu uç ilerlemenin toplumun yaratıcılığını engellediğini mi yoksa geliştirdiğini mi düşünüyorsunuz? 

Teknoloji bizlere çok fazla olanak sağlıyor. Canlı performanslarımız OAE’ye özel olmakla birlikte bu konserlerimiz ancak teknoloji sayesinde dünyanın bir ucundaki hayranlarımıza radyo, televizyon, CD veya internet sayesinde ulaşabiliyor. Aynı zamanda teknoloji bizlere internet aracılığıyla yeni dinleyici bulmamıza ve onlara video, download vb gibi şeyleri sunabilmemize yardımcı oluyor.

İstanbul konserinizde Türk müzikseverler için yeni besteleriniz olacak mı?

İstanbul’da gerçek anlamda OAE’nin yaptığı müzeiğe tanık olacaksınız – Mozart, Haydn ve Gluck. Dünyanın ileri gelen sopranolarından Lisa Milne ve genç ancak bir o kadar da coşkun şef Robin Ticciati’nin bizlere İstanbul konserinde katılacak olması heyecanlanmamıza neden oluyor. Bu Robin Ticciati ile ikinci çalışmamız olacak ve bu müzik birlikteliği birkaç konser daha sürecek. Bu eşsiz deneyimden keyif almanızı umuyoruz.

OAE hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isterseniz www.oae.co.uk sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

The Orchestra of the Age of Enlightenment